Home Page
20.11.2018
20.11.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Yasak Elma
Image

"Tüp Sensin"... You Tube'ü Türkçe'ye böyle çevirmek mümkün. Ama biraz kaba geliyor kulağa. Sanki birine "Tüp" demek küfürmüş de, o küfürün cevabı da buymuş gibi... Bu arada You Tube'ün ne olduğunu bilmeyen biri gazetelerdeki son çıkan haberleri görünce kötü, hatta 'küfür' gibi bir şey olduğunu zannedebilir. İki vaka Türkiye'nin teknolojiyle imtihanı sonucunda kanaat notu oluşmasını engelledi. Birincisi iki fırlama gencin ÖSYM üzerine son bir yıldır yayında olan ve muhatabı olan kurum dahil herkesi gülümseten klibi üzerine hukuki sorgulama başlatılması oldu. ikinci vakada ise Türkiye'den You Tube'a erişimin tamamen durduran mahkemenin yarattığı mağduriyet o kadar geniş oldu ki, mevcut hukuk kurallarıyla internet denetimi arasında bir uçurum olduğu kanısın doğdu.

Bir düşünce jimnastiği yapınca bu siteye erişimin engellenmesiyle kaç masumun mağdur olabildiğini kestirmek mümkün. Daha da doğrusu kestirilemeyecek kadar büyük bir kitle olduğunu kestirmek mümkün. Örneğin; siteyi kullanarak iletişim planının bir parçasını You Tube üzerinden yapan şirketler, markalar, kurumlar kapalı kaldığı süre boyunca hiç bir suçları olmaksızın engellendi. Bilirkişi biliyor mu bilmem ama bu platform kullanıcılarına bir hak sunuyor. Örneğin modacılar defilelerini, film yapımcıları filmlerini, şirketler reklam filmlerini meraklıları için buradan yayınlıyor. Belli bir konuda araştırma yapan öğrenciler, burada yayınlanan belgesel, görüş, röportaj gibi malzemeleri izleyerek ödev, sunum, final projesi hazırlarken bu çalışmaları sekteye uğradı. Kapsamda sadece zırtapozluklar yayınlanmıyor çünkü. Başka yerden bulunamayacak bir sürü malzeme var. Küçük dünyaya girersek, kişisel tercih ve hakların engellendiğini de söyleyebiliriz. Hukukun temel kavramlarının korunması gerekenler listesinde olmasına rağmen... Bunun yanında You Tube'ü bir eğlence aracı olarak görenler de mağdur oldu. Eğlenmek yasak değil sonuçta. Kendini bir şekilde ifade edenlerin eylemine sansür gelmiş oldu. Ki, bu durum milyonlarla ifade edilen bir mağdur listesi oluşturuyor.

Image

Sonra basın yavaş yavaş sesini yükseltmeye başladı. "YouTube daha kaç kez kapanacak?" diye sorular iri puntolu başlıklara sahip olmaya başladı. Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, Radikal'de şahane bir yazı yazdı. Aslına bakarsanız, sorun ne mahkemede, ne de YouTube'da... Genel olarak 'Birkaç kendini bilmez' olarak adlandırılan birileri var. İşte hep onlar yüzünden oluyor bütün bunlar... Bir ev sahnesi hayal edelim. Hakimin oğlu okuldan gelmiş babasına yakınıyor:

- Baba ya, Yûtüp kapalı. Halbuki benim yarına Çanakkale Savaşı ödevimi yapmam için belgesel izlemem lazım.
- Evladım, kapattım onu ben dün. Atatürk'e hakaret varmış.
- Bir günlüğüne açamaz mısın? Ödevimin konusu Çanakkale'de Atatürk'ün rolü.
- Açamam yavrum. Nasıl açıldığını bilmiyorum ki... Hem zararlı o.
- Yûtüp mü zararlı? Ama geçen seferki İnönü Savaşları ödevimden 10 aldığımda, öyle dememiştin... Hatta "Aferin, bak teknolojiden yararlanan bir nesil yetişiyor," demiştin...
- Onu da mı Yûtüp'den yapmıştın?
- Tabi. Kaynakları oradan toplayıp, Vikipedya'dan karşılaştırmalı analiz yapıp, Feysbuk'daki sanal sınıf ortamından öğretmene iletmiştim. Hem böylece ödevimi sadece öğretmen değil, bütün sınıf okudu. böylece İnönü zaferini ayrıntılarıyla bilmeyen kalmadı.
- Hadi ya... Artık dersler böyle sitelerden mi hallediliyor?
- Site değil ki baba. Yûtüp portal bir kere...
- Ne demek, "Site değil?"
- Site başka şey, portal başka şey...
- E biz Yûtüp'ü site diye kapattık dün.
- Yanlış yapmışsın baba. Ne diyeceğim ben yarın öğretmene? "Babam Yûtüp'ü site sanıp kapatmış, ödevimi yapamadım," mı?..
- Şey desen olmaz mı? Elektrik kesildi falan... Bizim zamanımızda işlerdi... Hem elektrik kesilip duruyor durmadan...
- Olur mu baba? Yer mi? Kegeka'm olduğunu herkes biliyor.
- O ne? Bizim evde Kegeka mı var?
- Evet baba. Kesintisiz güç kaynağı.
- Peki o zaman ben sana anlatayım, sen yaz.
- Olmaz.
- Nedenmiş o?
- Çünkü sen görsel kaynak değilsin. Ödevi görsel kaynaklardan yararlanarak ve kaynakları belirterek yapmam lazım. bu akademik bir zorunluluk.
- Ne akademisi? Sen daha ortaokuldasın...
- Ortaokulda değilim. İlköğretim son sınıftayım bir kere.
- Her neyse. Yahu her şey de değişiyor...
- Akademik bir eğitim için ille de akademiye gitmek mi gerekiyor baba? Modern ve çağdaş eğitim anlayışından anladığın bu mu senin? Madem Yûtüp'ü kapatacaksın, niye okullar Adesele sistemine bağlı o zaman? Meylleşelim diye mi?
- Adesele sistemi mi? Şu başbakanın dediği şey mi? Onun ne alakası var Yûtüp'le?
- Of baba, sen de hiç bir şey bilmiyorsun. Siz nasıl hallediyorsunuz bu mahkeme işlerini falan? Esasında var ya... Duruşma salonuna koyacaksın bir vebkem, her gün adliyeye bile gitmene gerek kalmaz.
- Yok artık... Olur mu yavrucuğum?
- Neden olmasın? Yûtüp üzerinden bütün ifadeleri alabilirsin. Savcıyla avukatla da vidyokonferans yaparsın. Kararı da yüklersin bakanlığın portalına, iş biter...
- Saçmalama, yeter. Haydi git dersini çalış. Ödevin falan yok mu senin?

Kurgusal hakim babanın "Lahavle," çekerken sahip olduğu hissi, tüm internet kullanıcıları bizzat onun sebep olduğu sonuçlar yüzünden paylaşıyor. Akşamları hırka giyip TRT 1'den ajans haberlerini dinleyip, olan bitene sinirlenerek, koca dünyayı miniminnacık bir dünyadan bakıp düzeltmeye kalkışmak, aslında neleri bozduğunun farkında olmamak anlamına geliyor...

Dedik ya 'Birkaç kendini bilmez' var. Herşey onların yüzünden oluyor. Yalnız kafama takılan asıl soru; 'Birkaç kendini bilmez'in sanal alemde mi, yoksa gerçek alemde, alemden bihaber olarak mı yaşadıkları... Başbakan, geçenlerde attığı hızlı nutuklardan birinde şöyle dedi: "Şu ana kadar 24 bin okula bilgisayar ve ADSL, yani hızlı internet bağlantısı götürdük." Biz de "Ne güzel dedik." Oysa devletin resmi kuruluşu olan Telekomünikasyon Kurumu'nun WEB sitesinde "ADSL nedir?" başlığının altında, "Hızlı internet bağlantısıdır," diye yazmıyor. ADSL’nin diğer sistemlerden farkı, indirme (download) ve yükleme (upload) hızlarından kaynaklanıyor. Türkçe açılımı “Asimetrik Sayısal Abone Hattı." Tanımdaki asimetrik kelimesi de düşük yükleme, yüksek indirme hızını ifade ediyor. Yani ADSL, hat boyunca çok sayıda verinin sıkıştırılarak gönderilmesi için dizayn edilmiş bir teknoloji ve internet hızıyla alakalı bir kavram değil. Yani Başbakan'ın Anadolu okullarına hızlı internet yayma övünmesinini karşılayan bir çözüm değil. Ama önemli olan 24 bin okulda internet bağlantısı olması.

Kullanıcı açısından Başbakan'ın "ADSL," diyerek yanlış tanımladığı hızlı internetle ADSL'nin esas işlevi arasındaki en önemli ortak nokta, video izlenirliğinde ortaya çıkıyor. Yani, video indirmeye odaklı ADSL teknolojisi devlet tarafından yaygınlaştırılıyor. Hal böyleyken, dünya üzerindeki en yaygın video paylaşım portali olan YouTube'e girmeye kalkanlar, hala şu ibareyi görüyor: "Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 05/05/2008 tarih ve 2008/402 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI'nca engellenmiştir."

İsteyenin anında delebildiği bu yasak, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Çin, Ermenistan, Fas, İran , Suriye, Suudi Arabistan ve Tayland'la birlikte Türkiye'de de sürüyor. Hesapta sürüyor. You Tube yasağa rağmen Türkiye'den en çok giriş yapılan 16. adres. Bu arada eğer ki bir Apple kullanıcısıysanız ve Mobile Me uygulamasına üyeyseniz o zaman zaten sizin Mac'iniz bu yasağa uymuyor ve youtube.com aslanlar gibi çalışıyor. Diğer PC'ler ise bir arayüze uğrayarak aynı yasağı deliyor. Yani aslında yasak masak yok. Ama ille de isteniyorsa mahkemeyi takmayan Mac kullanıcıları için de bir yasak getirilebilir. Apple kullanmayı yasaklayın bakalım sıkıysa...

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.