Home Page
17.12.2018
17.12.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



Mustafa Kemal Atatürk’ün Sanata Verdiği Önem

Ceylan MutluAtatürk’ün dünyaya geldiği dönemde Osmanlı Devleti birçok iç ve dış sorunlara karşı mücadele veriyordu. Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa gibi dönemin aydınları ise, yeniliği ve gelişmeyi savunuyorlar, eserleri ve yazıları ile topluma yön vermeye ve yol göstermeye çalışıyorlardı. Sanatı toplumun yararına kullanmaya çalışırken, toplumu aydınlatıcı ancak, gelenekçi anlayışa karşı bir tavır sergiliyorlardı. Mustafa Kemal’in gençliği bu sanatçıların eserlerini okuyarak geçti. Manastır Askeri İdadisi’nde okurken şiir ve edebiyata ilgisi çok artmıştı. İkici sınıfta ise askerlik dersleri onun için daha önem kazanmış İdadi Hocasının da etkisiyle şiire ara vermişti.

Atatürk askerlik mesleğinin bile "Sanatkarlık" yönünü seven bir lider olarak, “Bir millet sanattan ve sanatkarlıktan mahrumsa, tam bir hayata malik olmaz" demiştir. Sanatın toplum için önemine dikkat çekerek; "Bir millet sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur. Birçok unsurlar o felaketin unsurlarını fark etmez. Fark ettiği günde, ne kadar müthiş bir faaliyetle çalışmak gerektiğini tahmin eyleyemez" demiştir. Sanatın el sanatları boyutu veya güzel sanatları boyutu olsun, ikisinin de, millet hayatında önemli bir yeri vardır. Atatürk’e göre: "Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir". Bu inançla Türk Sanatın’a köklü bir modernleşme ve yeni anlayış getirmeye çalışmıştır.

artNeXTCumhuriyet’in kuruluşundan hemen sonra, kültürün ve kültürel gelişimin insanlığın vazgeçilmez ve en önemli esas unsuru olduğuna inanan Mustafa Kemal Atatürk bu alanda birçok yeniliğin temelini atmıştır. Kendisi Türk Milleti için sanatın önemini şu sözlerle tanımlar "Güzel sanatlarda muvaffak olmak, bütün inkılaplarda başarıya ulaşmak demektir. Güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaktır. Büyük önder, çağdaş güzel sanatların toplumda kabul edilmesi için gerekli olan zeminin hazırlanmasını birbirini hızla takip eden devrimler sayesinde gerçekleştirir.

Sanata verdiği önemle Modern Türk Sanatının öncüsü ve mimarı olmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde ülkede birçok ihtiyaç ve eksiklikler varken O, Avrupa'ya resim, müzik tahsili için yetenekli insanları göndererek Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Adnan Saygun gibi kompozitörleri, Çallı İbrahim, Namık İsmail gibi ressamları topluma kazandırmıştır.


Sanatta ilk yenilikleri mimari alanda başlatarak, Türk Milleti'nin sahip olduğu en görkemli yapının milli birlik ve beraberliğin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin olması gerektiğini belirtmiş ve TBMM binasının çağdaş ve estetik bir görünüme sahip olması için yurtdışından özel mermerler getirtmiştir. Türk mimarlarına maddi ve manevi büyük destek veren Atatürk, bu yolla milli mimarlık akımının ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Resim ve Heykel sanatının ilerlemesi için bir çok faaliyete destek vermiş, sanatçılarımızın 3 Eylül,1936 ‘da Balkan Festivali ve kutlamalarına katılımını gerçekleştirmiştir. Türk ressam ve heykeltraşların milli birlik ve beraberliğimizi yansıtmak amacıyla, cumhuriyet ve inkilaplarla ilgili eserler yaratmalarını sağlamıştır.1937’de Resim ve Heykel Müzesi’ni açarak, Cumhuriyet öncesi ve sonrası sanat eserlerini bu çatı altında toplamıştır.

Müzik dalında ise, ilk Türk Operası’nı kurmak için Adnan Saygun’ u görevlendirmiş, ilk konservatuarı da Cemal Reşit Rey’e kurdurmuştur. Türk müziğinin akademik alt yapısını güçlendirmek amacıyla birçok Türk gencini Avrupa’ya eğitim için göndermiştir. Yine bir konuşmasında şöyle der; "Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür."

Atatürk, "Sanatçı cemiyetle uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hissedendir" diyerek, bir sanatçıdan toplum için ne beklediğini de ortaya koymuştur. Bir başka konuşmasında, resim ve heykel sanatının önemine şöyle değinmiştir: "Bir millet ki, resim yapmaz, bir millet ki, heykel yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin tarihinin gelişme çizgisinde yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, gerçek özellikleriyle gelişme içinde medeni olmaya layıktır."



Atatürk, Cumhuriyet döneminde Osmanlı'dan kalma Sanayi-i Nefise Mektebi’ni yeniden imar ettirerek Güzel Sanatlar Fakültesi haline getirmiştir. Burada, resim, heykel ve mimarlık bölümlerinde yetişen çok sayıda öğrenci Almanya, Avusturya ve Fransa'ya sanat eğitimine gönderirken, birçok sanatçıyı da kendilerini geliştirmeleri için Avrupa'nın sanat merkezlerine göndermiştir. Ata'nın sanatçıya verdiği büyük değeri gösteren bir hatıra da şöyledir: Daha devlet tiyatrosu kurulmamışken, İstanbul'daki şehir tiyatrosu sanatçıları Ankara'ya gelerek o zamanki Türk ocağında temsiller verir. Atatürk de bu temsillerin birinde bulunur ve sanatçıları Çankaya'ya davet ederek ağırlar. Hepsine ayrı,ayrı iltifat eder. Ayrılma vakti gelince, Reşit Galip sanatçılara, Atatürk'ün elini öperek veda etmelerini söylediğinde, Ata'nın cevabı şu olur: "Hayır, sanatkar el öpmez, sanatkarın eli öpülür"

Ata’mızın izinde ve gösterdiği yolda alnımızda her zaman ışığı hissetmek dileğiyle,..

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.