Home Page
23.07.2018
23.07.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



İfade / Anlatım Dili ve Sanat

Ceylan Mutluİnsanın ‘hoşa giden biçimler yaratma çabası’ nın sanat olarak tanımlanması, belki de yaşamını güzel ifadelerle anlamlandırmaya çalışması veya anlatılması olarak da tanımlanabilir. Rilke’ ye göre ‘‘sanatçı yaşadığını veya yaşadıklarını ifade ederken, ruhunda ona yeni bir şekil, sistem ve estetik vererek onu etik ya da poetik hale getirir. demiştir

Sanatın ifade ya da ‘dil’ ile olan ilişkisi insanlığın varoluşundan bu yana varlığını sürdüren bir fenomendir. İnsanlar, önceleri mağara duvarlarına çizdikleri, kayalara ve kil tabletlere yazdıkları yaşam hikayelerini, sonraları tapınaklar, kiliseler, papiruslar, deriler üzerindeki resimler, piktogramlar ve yazılarla anlatmaya devam etmişlerdir. Bunu yaparken kullandıkları ‘dil’, herhangi bir topluma ait dönemin ekolü, kuralı, yazısı ya da semboller sistemi ve de sanatı olarak tanımlanmıştır. İnsanın doğayı taklit etmesiyle başlayan ve günümüze ulaşan bu süreç içinde gelişimini sürdürmekte olan tüm sanat dalları, insanın imgeleme gücünün dışavurumlarıdır. Edebiyat, müzik, şiir, resim, heykel vb. sanat ürünlerinin tümü insanın, duygu, düşünce ve hislerini anlatma çabasını sergiler.

İlk çağlarda insanların inançlarını birbirlerine aktarma çabasıyla yaptıkları çizimler, resimler, hareketler veya çıkardıkları sesler bir anlatım biçimi oluştururken aynı zamanda sanat dalı olarak gelişmiş, üreten sanatçının bireyselliği ile ise özgün sanatın gelişimini desteklemiştir. Sanatta ortaya çıkan ifade şekli yada teknik, kullanılabilir malzeme türü, kültür, iklim şartları, göçler ve savaşlar, ekonomik ve siyasi durum, daha önceki uygarlıklar, teknolojik gelişmeler, din ve inanç koşullarıyla sürekli bir etkileşim içinde olmuştur.

artNeXTSanatta ‘Modernizm Dönemi’nin başlarında bir ekol olarak ortaya çıkan İfadecilik (Exspressionizm) ise ‘anlatımcılık’ demektir. Empresyonizme (İzlenimcilik) tepki olarak çıkan bu akım öznel ve duygusal görüşü yansıtmaya yönelmiştir. Expressionizm’in sözcük anlamı olan ‘dışavurumculuk’ / ‘ifadecilik’ şöyle tanımlanmıştır:-“Estetikte, sanatçının yaratma sürecinin temelde dışavurumsal bir eylem ve sanatçının izlenimlerini, duygularını, sezgilerini ve tavırlarını açığa çıkarmasından ve gözler önüne sermesinden oluşan bir süreç olduğunu savunan akım.” Ekspresyonizmde ruh, dış dünyadan önemlidir. Sanatçı kendini dış etkenler ve tesirlerden soyutlayarak içine yönelip, kendi duygu ve düşünceleriyle bir anlatım şekli oluşturur. Diğer bir deyişle, içindeki gizli duygu ve düşünceleri açığa çıkarır.

19. YY. sonundaki resim sanatında bu ekolün ilk ve en önemli temsilcisi Cezanne’dır. İlk çalışmaları romantik olmakla birlikte, doğaya değişik bakar ve değiştirerek aktarır. Doğanın yapısını açıklığa kavuşturmak için geometriyi kullanmıştır. Resimde eşyayı gözün gördüğü, yalın geometrik bir modülasyonla işler. Van Gogh ise, resimlerinde renkleri derinlik için değil, çizgi ve ifade elemanı olarak kullanmıştır. Eserlerinde çizgisellik ön plandadır. Göz kamaştırıcı renklerle yaptığı natürmortları vardır. En çok sevdiği ayçiçekleridir. Van Gogh’un resimlerinde, korkan, kendini çıkmazdan kurtarmaya çalışan bir ruh hali resimlenir. Diğer ünlü ekspresyonist sanatçılar arasında Edvard Munch, Oskar Kokoschka sayılabililir.

Çağımızın teknolojik gelişim süreci içinde ise durum hızla değişmeye başlamıştır. Sanatın Dili yoğun biçimde teknolojik etkileşim içine girmiştir. Örneğin, her yıl Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen, İstanbul Contemporary Art Fair, TÜYAP Sanat Fuarı , CNR ve diğer Sanat Fuarları ile, buna benzer yurtiçi ve yurt dışı etkinliklerinde izlediğimiz sanat eserlerinde teknolojinin ifadeye ne kadar girdiğini, hatta ele geçirdiğini gözlemekteyiz. Uygarlığın gelişim süreciyle iç içe yürüyen teknolojik ilerleme, ilişkilerimizde, tartışmalarımızda, anlatımlarımızda, iletişimde ifade aracı olarak yer alırken sanal sistem içinde görünmeyen bir dil oluşturma sürecini yaşamaktadır. Sanat dalları içinde uygulanan veya ifade şeklinde kullanılan teknoloji türlerine göre sıralarsak; Etkileşimli Sanat, İnternet Sanatı, Elektronik Sanat,Dijital Sanat, Multimedya Sanatı, İşlemsel Sanat, Telematik Sanat, Oluşumsal Sanat, Enformasyon Sanatı, Sanal Gerçeklik, Yazılım Sanatı, Viral Sanat,e-posta sanatı, Veri Sanatı, Tele-Kinetik, Ağ Şiiri, Yapay Zeka /happening, Sanal Dünya Performansı, Etkileşimli Multimedya Enstallasyonu, Robotik Sanatı, Genom Sanatı vb.olarak devam edip gider. Özgür Uçkan’ a göre ‘‘Sanatın ağ içinde kurduğu göçebe teknolojik dil bir ‘‘hiper-dolayım’’(hypermediacy) gerçekleştirmektedir. İnternetin hiper-medyumunda, HTML(dil), TCP/IP (Protokol), DNS (Düğüm) takımyıldızlarından oluşan hiper-galakside sanat, ‘intermedial bir gramer ve ‘‘köksapsı’’bir dolaşım hareketiyle ‘‘intermezzo’’ bağlantılar üzerinden kayarak göçebe bir ‘‘akım-dil’’ kurmaktadır. Bu dil sanatın hem nesnesi hem de sürecidir. Ağ üzerindeki sanat, tıpkı ‘‘makinedeki hayalet’’ gibi ağ üzerinde insana ulaşır. Ağa bağlı insan, bir tür ‘‘insan-sonrası’’dır(posthuman).

Dileriz ki bu yeni ifade şekilleri, her şeyin ivme kazandığı çağımızın sanatsal yaratım süreci içinde ‘‘düşünceyi harekete geçirme’’ işlevini gerçekleştirirken, insanın sahip olduğu yeteneklerini, el becerilerini, öz- değerlerini ve insanlığını unutturmaz.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.