Home Page
21.11.2018
21.11.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



Sanat Tarihine Yön Veren Komşu Gudubetlikleri
Image

Post empresyonist sanat tarzının en önemli ressamlarından biri olan Henri Rousseau, “Gümrükçü Rousseau” diye de bilinir. Çünkü sanatçı sanat tarihine malolmuş resimlerini gümrük memurluğundan emekli olduktan sonra yapacaktı. Aslına bakılırsa emekli olduktan sonra hayat gailesine katkısı olması için yarım günlük işlerde de çalışmıştı. Öyle ki ev kirasını ödemeye emekli maaşı yetişmeyince Paris sokaklarında keman çalıp, üç beş kuruş toplama yoluna da gitmişti.. Böylece biraz ferahlayan Rousseau, bunun için de geceleri evinde durmaksızın keman çalışmayı da ihmal etmedi. Tabi bu çalışmalar esnasında komşusu olan ressamda fena halde rahatsız olacaktı. Bizim emekli gümrükçünün bu yeni merakından gına gelince komşusu ona boyalarla birlikte bir de tuval vererek kemanla uğraşacağına resim yapmasını önerdi. Komşu da bu sayede kafasını dinleyebilecekti. İşte Rousseau’nun ressamlığı bundan sonra başlayacaktı.

Naif ve primitif tarzda ve perspektif kurallarına uymaksızın ortaya çıkan bu eserler sanatçı yaşarken önemsenmeyecekti ama ölümünden sonra değeri anlaşılacaktı. 49 yaşından sonra emeklilik uğraşı keman sesine dayanamayan komşusu ona resim yaptırarak kurtulacaktı. Bu da sanat tarihinde bir çığır açılmasına vesile olacaktı. Sanki bir mizah öyküsü gibi değil mi?

Ressamların hayat hikâyelerinden öyküler çıkartılması alışıldık bir vakadır. Öyle ki bu efsaneleşen öyküler, sanat yapıtlarının önüne geçerek bazı anlamların yitmesine bile sebep olurlar. Bu nedenle Rousseau’nun resme başlamasında sadece komşusunun vesile olduğu konusu belki biraz abartılı bir öykü de olabilir. Her ne olursa olsun Rousseau’nun hayatı ve tabi ressamlığı ilginçliklerle dolu olması su götürmez bir gerçektir. Hayatında Paris dışına çıkmamasına rağmen büyük tropik ormanları yapıtlarının fonuna yerleştirmesi şaşırtıcıdır.

Image

Komşuların alışıldık gudubetliklerinin sanata katkısına kanıtlı başka bir örnek ise caz gitaristi Wes Montgomery’nin enstrüman çalışına getirdiği yeni tavırda gizlidir.

Bütün kardeşlerinin küçük yaşlardan itibaren müzikle haşır neşir olmasına karşın Wes, ancak 19 yaşına gelince gitara ciddi anlamda merak saracaktı. Damdan düşercesine gelen bu merakın sebebi ise caz gitarina yön veren Charlie Christian’ı radyoda duyması olacaktı. Böylece ilk gitarı ve anfisini alarak evinde sürekli çalışmaya başladı. Ne nota biliyordu ne de akademik bir eğitimi vardı. (Hoş siyahi müzisyenler için çok eski zamanlarda bu alışıldık bir vaka idi ya neyse) Evde sürekli çalışıyordu ama gitar sesi komşularını illallah dedirtiyordu. Montgomery’nin hayatı öyle kolay değildi hani. Amerika’da ırk ayrımının yoğun olduğu 40’lı yıllarda hayat siyahilere iyi davranmıyordu. Wes Montgomery’i de bundan nasibini alıyordu hem ailesine bakmak zorundaydı hem de müziğe sevdalanmıştı. Gündüzleri kaynakçıda ağır işçilik yapıyor geceleri de geç saatte gelip gitar çalışıyordu. Bu da komşularını rahatsız ediyordu. Gecenin geç saatlerine kadar süren bu çalışmalar şikayetleri artırınca Montgomery’i de gitarını pena ile değil, baş parmağını kullanarak daha bir hafif tonda çalma yoluna gidecekti. Bu da yıllar sonra George Benson ve Pat Metheny’nin örnek aldığı ekolü oluşturacaktı. Evet dünya müzik tarihine yeni bir anlayış getiren gitar tınısını komşuların gudubetliğine borçlu olacaktık. Öyle ki bu tını komşuları rahatsız etmemek için mecbur kalınan bir durumdan ortaya çıkacaktı. Dünya sanatına böylesi yön veren komşulara da minnettar olmayalım da ne yapalım dersiniz.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.