Home Page
23.01.2018
23.01.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



Sanat Eseri ve Güzellik Problemi

Ceylan Mutlu

Sanat ve Güzellik üzerine kurulmuş kavramlar ve değerler incelendiğinde, doğal olarak oluşan güzellik sanat eseri değildir. Sanat, insanın yaratıcı gücünü kullanırken, kişisel ifade biçimi ve estetik değerlere yer vererek gerçekleştirdiği düşünsel ve duygusal bir etkinlik olarak tanımlanır. Sanat eseri olarak ortaya çıkan sonuç kendi bütünlüğü içinde bir değer taşır. Filozoflar, sanatın ne olduğu, nasıl oluştuğu konusunda farklı görüşleri savunurlar. Sanat eseri diyebileceğimiz eser, bütün özellikleriyle ‘özgün, tek ve bir tanedir’. Çünkü sanatçı bu duyumları bir kere yaşayarak gerçekleştirir. Aynı duyumların iki kere yaşanması çok zordur. Bu bağlamda, seri olarak üretilen eserler sanat eseri olmaktan çok uzaktadır. Bunun nedeni kalıplaşmış ve stilize unsurlar taşımasındandır. Dolayısıyla ‘zanaat’ olarak adlandırılır. Mehmet Akif Ersoy bu nedenle İstiklal Marşını ikinci kez yazmayı reddetmiştir. Belirgin amaçlara yönelik olarak üretilen eserler estetik olarak göze hoş gelen değerler taşısalar da sanat eseri olmaktan uzaktırlar.

Güzellik Felsefesi olarak tanımlanan Estetik, güzellik üzerinde düşünmeyi ve araştırmayı görev edinir. Başka bir deyişle, estetiğin konusu güzelliktir. Sanatın amacı da sanat eserindeki güzelliği ya da estetik değeri ortaya çıkarmak olunca, estetiğin konusu içinde yer alır. ‘Güzellik Problemi’ Felsefe tarihi boyunca filozofların çoğunu ilgilendirmiştir. Hoşa giden bir manzara, müzik veya objeyi zevkle seyrederken o anda yaşadığımız duygu ve düşünceleri bir değer yargısı ile ifade ederiz. ‘Ne kadar güzel bir manzara! Ne güzel bir müzik!’ gibi… Demek ki güzellik estetik kavramının ayrılmaz bir parçasıdır. Buna göre güzellik nedir? Güzellik felsefesinin varlığı ise bu soruyla belirginleşir.

Platon sanatsal güzelliği anlatırken, ‘‘Güzel ideası’nı taklit etmektir. ‘İdea’ya ne kadar yakınsa o adar güzeldir.’’ diye açıklar. Güzellik kavramını bir felsefe sorunu olarak ilk ele alan Platon’dur. Platon'a göre güzellik bir ideadır ve idea olduğu için de zaman ve mekan dışı mutlak varlıktır. Bu güzelliğe Platon "kendiliğinden güzel'' adını verir. Ona göre, yaşadığımız varlık alanı eksik ve kusurludur. İdea dünyasına ait olan güzellik, sanat eserinde bir görüntü kazanır. Sanat, güzellik ideasından ne kadar pay alırsa o kadar güzel olur.

Aristoteles: ‘Ahenktir, düzendir, sınırdır. Çok güzel olan, insanın algı sınırlarını aşan bir şeydir.’ Buradan anlaşılacağı gibi Aristoteles güzelliği matematik olarak açıklamıştır. Eski Yunan'da ortaya atılan, bütün güzellikleri açıklayıcı bir formül olarak düşünülen "altın oran" düşüncesi özellikle Rönesans'ta ve sonrasında tekrar ön plana çıkar. Düşünürler bir biçimi oluşturan parçaların oranının bir güzellik tılsımı olarak kendi içinde bulunduğunu düşünmüşler ve bu oranı bulmak için yüzyıllar boyu doğada ve sanatta biçim araştırması yapmışlardır. Güzelliğin fizik anlamda ele alınması İlkçağla başlamış, daha sonra günümüze kadar yaşamını sürdürmüştür.

artNeXTHegel: ‘‘Mutlak ruhun duyularla kavranabilen görünüşleridir. Yani, her şeyin ilkesi olan idea nın duyularda görünüşüdür. Güzellik mutlak ruhun nesnelere yansımasıdır.’’ Schopenhauer'e, göre güzellik mutlak iradenin kendisini dışlaştırmasıdır. Çağdaş felsefede de , örneğin N. Hartman'a göre tinin maddede kendini göstermesidir. Estetiğin kurucusu Baumgarten'e göre güzellik duyumsal bilginin mükemmelliğidir. Benedetto Croce'a göre ise güzellik, mutluluk veren bir biçimleniştir. Platinos’a göre ‘‘Güzellik, Tanrısal aklın evrendeki ışımasıdır. Madde tanrısal akıldan pay almazsa çirkindir.’’ Kant’a göre, ‘‘Çıkar gözetmeksizin hoşlanmanın nesnesidir. Güzellikte pratik amaç gözetmeyen bir düzen vardır.’’ Bütün bu farklı yorumlardan çıkan ortak sonuç, ‘güzelin insanı olumlu etkileyen bir değer’ olduğudur.

Doğa güzelliği ile sanatta bulduğumuz güzellik eşdeğerde değildir. Öyle olsaydı, doğada güzel bulduğumuz bir şeyin sanatta da zorunlu olarak güzel olması, yine doğada çirkin bulduğumuz bir şeyin de sanatta aynı şekilde çirkin olması gerekirdi. Tam tersine, her iki güzellik birbirinden farklı olduğundan, sanatta çirkin olan doğada güzel olabildiği gibi, sanatta güzel olan doğada çirkin olabilir. Doğa güzelliğinde nesnelerin canlılığı, hareketi bir etken olduğu halde, sanat güzelliği nesnelerin form özelliğine dayanır. Bunun için sanat güzelliği doğa güzelliğinin bir yansıması değildir. Sanat eğitiminden sonra birçok insan doğadaki güzelliği fark ederek estetik duyumsal bir etkileşim yaşar. Ressam Delacroix (Delakrua) bunu şöyle belirtmiştir: " Biz romantik olduktan sonradır ki, dağlar güzelleşti. ‘Güzellik’ kavramını her filozof, belirtildiği gibi farklı tanımlamıştır.

Sanat eseri ise, sanatçı tarafından bir estetik tavır sonucu oluşan bir eserdir. Sanatçının kendine özgü duyguları, heyecanları, hayal gücü ve yetenekleri eserinde birleşmiştir. Her sanat eserinin bu nedenle estetik değeri vardır. Sanat eserinin en önemli özelliği tek olmasıdır. Eseri özel kılan, sanatçının eserini oluştururken oluşan duyguların ve hayal gücünün o anda bir kez yaşanıyor olmasıdır. Bir sanat eserinin anlaşılabilmesi için dört kuramdan söz edebiliriz.

1-Anlatımcı Kuram: Sanatın sırrı sanatçıdadır, eserde değildir. Sanatçının duyguları, düşünceleri sanat eserinin meydana gelmesinde asıl etkendir. Sanatçıyı tanımadan sanat eserini kavramak mümkün değildir görüşünü savunur.
2- Biçimcilik Kuramı: Sanat eseri doğaya biçim vermektir. Sanat eseri hakkında doğru karara varmak için eserin kendisi incelenmelidir.
3-Duygusal Etki Kuramı: bir sanat olayında önemli olan sanat tüketicisidir. Tüketicide uyanan estetik beğeni önemlidir ve yönlendiricidir. Bu nedenle tüketicinin her yönüyle tanınması önemlidir.
4-Toplumsal Fiziksel Çevre Kuramı: Sanat eseri doğanın yansımasıdır. Eserin ortaya çıktığı evre, sanatçının yaşadığı çevre sanat eserinin oluşumda yansır.

Görüyoruz ki bir ürünün sanat eseri olarak belirlenmesinde üç temel öğe etkendir. Bunlar, estetik süje (sanatçı) , estetik obje (sanatçının sanat eserine dönüştürmek istediği her şey) ve estetik yargıdır (sanat eseri hakkında ortaya konan beğeni değeri, yani güzel ya da güzel olmamayı belirten yargı.)

Sonuç olarak bir zincirin halkaları gibi sanatsal güzellik ve doğa güzelliği iç içedir.

Bütün sanatçı ve sanat dostlarının bu güzelliğin içinde yer alması dileğiyle.

Sanat , güzellik ve sevgiyle kalın.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.