Home Page
21.09.2018
21.09.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Kaza
İzzeddin Çalışlar

Hemen her gün gazete haberlerinde ya da televizyonda rastlanan trafik kazası haberleri vakayı adiyeden gibi görünür. Sağduyu sahibi bir okur suçlunun yakalanıp yakalanmadığını merak eder, yakalanmışsı bir nebze içi rahat eder, sonra o da unutur gider. Ta ki, bir yakını, tanıdığı biri o kurbanlardan olana dek.

Eğer olmaması gereken bir kazaya bir yakınımız kurban giderse, bu pek de kolay kabullenilecek bir kayıp değildir. Çünkü aslında olmaması gerekir. Yoğun yaşam mücadelesi içinde “Trafik canavarı olmayın,” gibi sloganlarla yapılan uyarıların, kampanyaların bir faydası olmadığı, cezalarında çözüm getirmediği aşikar.

Bu konuda yapılan tüm sivil girişimler yerine her düzeydeki öğrenim programlarına trafik eğitimi konmadıkça da olumlu bir gelişme yaşanması imkanı yok. Hiçbirimiz şehiriçi yasal hız sınırının 50 km/saat olduğunu bilmediğimiz gibi, tutar da bunu uygularsak, yiyeceğimiz küfür yaratacağımız tehlikeler de yeterince caydırıcı. 50 ile 70 km/saat hız arasındaki dehşet verici fren mesafesi farkını da kimsenin bildiğini sanmıyorum. Bu fark, ortalama 25 metredir ve bunu bilmek de herhangi bir davranış değişikliği yaratmayacaktır.

İzzeddin Çalışlar

Profesör olmuş ve trafik kazalarında tanıdıklarını kaybetmiş bilge kişilerin dahi arka koltukta da emniyet kemeri takmanın şart olduğunu bilmiyor. Çocuklarımızın beynini 78 bilinmeyenli denklemlerle tarumar edene kadar, önce sokakta yürümeyi, araçların olası davranışlarını öğretme gibi bir çabaya girmediğimizden, onları da sıkça kurban ediyoruz.

Ülkemizdeki trafik faciası, batı sınırlarımızdan geçer geçmez sona erdiğine göre, bir yanlış olduğu kesin. Bu yanlış, Türkiye’nin uygarlık yolunda görmezden geldiği bir eksiği. Sokaktaki insanı kaybettiğimiz düşünülüyorsa, bari gelecekteki şöför ve yayaları eğitsek…Ehliyet eğitiminin her dönem bir sefalet olduğunu kabul etmeyen olmayacağına göre, bu konuda genel bir eğitimin yönü ve mecraını belirlemek için daha ne kadar beklenecek?.

Tabii demek kolay, yapmak neredeyse imkansız ama yakın uygarlık tarihinde hep olageldigi gibi, ancak tahammül edilemez kayıplar verdikten sonra zuhur eden 'düzelme' surecini hızlandırmak icin siyasi ve bürokratik otoritelere böyle bir eğitimin, bu işşislikte iyi bir istihdam yaratacağını hatırlatmak işe yarar mı acaba?

AB’ndeki kazalarda, yaklaşık 8 bin otomobil için yılda bir ölü verilirken, bizde 1100 otomobile bir ölü olması, yılda 2 milyar dolar maddi kayıp yaşanması, krizden sonraki büyüme planlarına yardımcı olacak ipuçları vermiyor mu?

AB oranlarına göre kazalardaki sürücü hatası yüzde 50’lerdeyken, bizde yüzde 97.3 olması, sorunun nasıl çözülebileceğini göstermiyor mu? Bu istatistik, bizdeki ehliyet sahiplerinin ehil olmadığının kanıtı. AB’de ehliyet kursları, 280 saate kadar çıkarken, bizde kursa yasak savma babından gidilmediğini kim söyleyebilir?

Bu işin çözümü insanlara ödeyemeyeceği kadar ceza yazmak değil. Araç ve yaya sayısı artarken, kaos büyürken, her alandaki gelişmelere rağmen kaza kayıpları artarken, yapılması gereken gün gibi ortada. İlköğretim, ortaöğrenim, yüksek okul ve sivil hayatın uygun olan her alanında sürekli ve örgün trafik eğitimi hemen başlamalı. Medya erbabı da kim kırmızıda geçti diye suçlu arayacağına, bu eğitimi başlatmayanlardan hesap sormalı.

Üniversite çağında kaldırımda yürürken bir minibüsün ezip öldürdüğü, üzerine bunca yatırım yapılmış, onca beklentiyle yetişmiş bir gencin kaybında gerçek suçluyu ararken kimlerin aynaya bakması gerektiğinin belirlenmesi bile bir adım olabilir. Ama ortada ayna bile yok!

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.