Home Page
24.01.2018
24.01.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Aptulika


Shemekia Copeland
Shemekia Copeland

“Never Going Back”

Geçtiğimiz ay yapılan Efes Pilsen Blues Festivali’ne konuk olarak gelen ve ülkemizde de hatırı sayılır hayran kitlesi edinen Shemekia Copeland’ın 5. stüdyo albümü “Never Going Back” adını taşıyor. Ülkemizde Blues Festivali’nde verdiği konserlerle hayranlık toplayan Copeland, daha önceki beş albümüyle de haklı bir başarı kazanmıştı. 18 yaşında iken yaptığı ilk albüm “Turn The Heat Up” (1998) ile müzik otoritelerini şaşırtacak ve bir anda Blues’ın “Diva”ları arasındaki yerini alacaktı. Hele Koko Taylor’un onunla ilgili söylediği övücü sözler, bir anlamda ona bırakılan miras gibiydi. Koko Taylor hayata veda ettikten sonra da herkesin gözü ister istemez Shemekia Copeland’ın üzerindeydi.

Shemeika Copeland, “Texas Bluesmann” diye anılan Johnny Copeland’ın kızı. Babasıyla ilk kez sahneye çıktığında da yaşı daha henüz 8’di. O 15 yaşına geldiğinde babası büyük sağlık problemleriyle boğuşuyordu. Ve Shemeika 18 yaşına geldiğinde de babası hayata veda etmişti. Müzik dünyası bir devini yitirmişti ama kızını kazanacaktı. 1998’de “Turn The Heat Up” ardından sırasıyla “Wicked” (200), “Talking To Strangers” (2002), “The Soul Truth” (2005) ve şimdilerde de “Never Going Back” albümleri geldi.

“Never Going Up” a baktığımızda ilk olarak prodüktörün etkisi göze çarpıyor. Bu etki ilk olarak üçüncü albümde başlayacaktı. 2002’de prodüktör koltuğunda Dr John oturuyordu.. Böyle olunca da “Talking To Strangers” isimli bu albümde Dr John’un funk etkisi hakim olacaktı. Ardından gelen albümde ise Steve Cropper yer alırken daha nefeslilerin hakimiyetinde ve R&B fikirler görüldü. Aslına bakılırsa böylesi etkilere rağmen Shemeika Copeland’ın ses lezzeti ve blues sevgisi etkileri artıya döndürmüştü. Bu yeni albümde ise bir hayli entelektüel fikirler hakim. New York’un entelektüel havasında caz yapan Medeski, Martin and Wood triosunun gölgesi bu albümde fena halde kendini belli ediyor. Bunun sebebi de bu trionun elemanı Oliver Wood’un prodüktor koltuğunda oturması. Bu albümü dinlerken Shnemeika Copeland’ın yitip gitmesinden çok korktum. Ancam onun samimiyeti bütün bu etkileri kırıp geçerken, bize o ilk andaki saf blues etkisini tekrar bağışlıyor.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.