Home Page
21.09.2018
21.09.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


2010
İzzeddin Çalışlar

Yayıncılar Sendikası’nın açıklamasına göre, Kültür Bakanlığı’nın girişimiyle yapılan Yayıncılık Kongresi’nin yürütme komitesinde sektör temsilcieri de yer almış. Bunun kimsenin dikkatini çekecek bir haber olduğunu sanmıyorum. Küçük bir sektörde küçük bir gelişme.

Konuya bir de başka yönden bakınca işin çehresi değişiyor. İlk yayıncılık kongresini düzenleyen Atatürk’tü. Amaç memlekette ihtiyaç duyulan yayınların gerek kamu gerekse özel kesimin yönlendirerek sağlanmasıydı. Sonra bir daha bu işe karışan olmadı. Devlet kendi bildiğini, özel sektör de kendi işine geleni yayımladı durdu. Doğrusu da bu. Ne var ki, ideal şartlarda doğrusu bu. Kendine yayıncı diyen fakat mesleğin hiçbir ilkesini ve etiği takmayan yayıncılar artarken, sorumlu ve bilinçli olanların iki elin parmaklarını aşmayacak sayıda kalması, özel sektörün değil, kamunun sorunudur. Yeni baskıdan çıkmış bir kitabın mürekkebi kurumadan korsan baskılarının kaldırımları kaplaması da kamusal bir sorundur. Aklına esenin kurgusal karakterlerin diyaloglarından dolayı yazarları dava edebiliyor olması da kamunun sorunudur. Ve sittin senedir kamu bu sorunları yok sayar, önemsemez, başedemez hale gelene kadar baş etmeye kalkışmaz.

ZikZak

Önemli olan kongrede bütün bunların konuşulması da değil. Bu haberde benim dikkatimi çeken unsur, kamunun bir etkinliğinin hazırlanmasında sivil toplumun katkıda bulunması.

İstanbul’un 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle başlayan süreci küçümseyen, bundan bir şey olmaz diyen, bir festival daha yapacaklar diye burun kıvıranlara ne kadar anlatmaya çalıştıysak dinletemediğimiz dönüşümün başladığının bir işareti budur.

Bir bakan karar verdi diye ilgili bürokratların kendi kafalarına göre bir sektöre yönelik faaliyet yapma devri geçiyor. 2010, sivil toplumla yerel yönetimin, kamuyla özel sektörün, üniversiteyle sanayinin buluşma miladı. Avrupa Kültür Başkenti programının amaçlar listesinin alt sıralarında olduğu için önemsenmeyen ve dillendirilmeyen yönetişim dönüşümüyle ilgili hususlar yavaş yavaş hayatımıza giriyor. Bu birlikte karar alabilme yeteneğine kavuşma çabası, 2010 toplantılarıyla başladı. Her zaman ylunda gitmedi belki ama ilk kez o masada biraraya gelen kesimler, bundan böyle hemen her karar alma sürecinde karşı karşıya gelecekler.

Kültür Bakanı Günay, 2010’a gösterdiği ilgiyi yönetişim dönüşümüne de gösteriyor olmalı ki, söz konusu kongrede devletin işine sıradan vatandaşların da karışmasını uygun bulmuş. Dönüşümün bu boyutlarını hissetmeyenler için 16 Ocak günü, beleş konserlerin düzenlendiği meydanlar ve yeni pandik olanaklarından ibaret olabilir. Benim için ise çağdaşlaşmanın yeni bir aşaması. Umarım ben haklı çıkarım. 2011’e girerken yılbaşı saatlerinde Taksim Meydanı’nda yine noel babalar pandikçi kovalayacak olursa, haksız çıktığımı kabul ederim ama beklentim şu: Bir yıl içinde sadece İstanbul değil, Türkiye’nin her yerinde değişim kültürünün ne kadar içselleştirilmiş olduğunu göreceğiz.

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.