Home Page
23.07.2018
23.07.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Bir boykotçu daha var o da annen mi dersin?
İzzeddin Çalışlar

Belli bir yaşın üzerindekilerin içinden geçen ama dile dokülmeyen bir boykot gerekçesi daha var. Onlar belki oy kullanacak; ama bu gönül rahatlığıyla olmayacak.

12 Eylül öncesinin siyasi ortamını hatırlayan, Demirel-Ecevit çatışmasındansa apolitik kalmayı yeğleyen bu kesim, iki liderin inatlaşmasının nasıl göz göre göre darbeyi getirdiğini de hatırlıyor. Onlarla konuştukça, önce Baykal sonra Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’la arasındaki küskünlüğü Demirel-Ecevit arasındaki birbirinin yüzüne bakmama gayretkeşliğine benzettikleri görülüyor.

Demokrasi halkın temsilcilerini siyasi kararları almaları için mecliste buluşturuyor. Anayasa, yasama organının partilerüstü görüş üretmesi gereken ender alanlardan biri. En büyük iki siyasi partinin liderleri anayasa değişikliği konusunda anlaşamıyor. Anlaşamıyor da değiller, görüşmüyorlar bile. Kendine göre görüşmeme gerekçeleri var. Peki buna hakları var mı? Milletvekili maaşı alan ve hayatı boyunca almayı sürdürecek olan TBMM üyeleri, liderler anlaşma masasına oturmuyor diye görevlerini yapmamayı tercih edebilir mi?*

Görünen o ki, evet. “Madem ki liderler oturup anlaşamıyor o zaman biz de temsilcilik görevini halka geri iade ederiz.” Muhalefet partisi lideri, ikisi hariç anayasa değişiklik önerilerini onaylarken neden bu maddeler için referanduma gidiliyor? Doğrudan demokrasiye olan aşkın tezahürü mü, yoksa toplumun politize edilmesi isteği mi? Her iki halde de referandum yönteminin amacı dışında kullanıldığını söyleyebiliriz. Siyaset Bilimi, “Anayasa bir devletin siyasi rejiminin belgesidir” der. TC Anayasası’nda referandum sözcüğü sadece bir yerde, o da cumhurbaşkanı seçiminde geçiyor. Yani siyasi rejimin doğal bir unsuru olduğunu iddia etmek de mümkün değil.

İzzeddin Çalışlar

Belli bir yaşın üzerindekiler milletvekillerine de liderlere de kırgın. CHP ve AKP başkanını 1979 yılındaki Ecevit’le Demirel’e benzetiyorlar. “Neden vekil tayin ettiklerim bu görevi bana verdi? Bunca kaynak neden harcanıyor?” diye sorduklarında, düşünüp düşünüp çok basit ve tek bir yanıt bulabiliyorlar: “Çünkü iki parti lideri biraraya gelmedi.”

Onlar önlerine sandık koyulduğunda oy verme hakkını reddetmeme terbiyesinden geliyorlar. Her sandıkta oyları oldu. Fakat bu sefer durum biraz farklı. Ortada kopan fırtınaya bakıyorlar, bilmedikleri terimlerle konuşan tanımadıkları uzmanları dinliyorlar ve yatağa yattıklarında içlerinden “Bana ne bunlardan, bu benim işim mi? HSYK diye bir şeyi niye bana soruyorlar?” diye geçiriyorlar.**

Onlar siyaseten o kadar saf ve temizler ki, akıllarına düşen sandığa gitmeme fikrini hemen kovuyorlar. Çünkü kendi aralarında mırıl mırıl konuşurken, laf arasında “Cezası varmış” dediklerini duyuyorum. Duyduğumu görüp de yüzüme soru işaretleriyle baktıklarında “Bir hakkı kullanmamanın nasıl cezası olabilir?” diye isyan edeceklerini bekliyorum...*** “O zaman sandığa gitmek lazım tabii” diyorlar.

Milletvekilleri 80., başbakan 25., YSK 67. maddeyi sallamıyor, belli bir yaşın üstündekiler şu aralar “Evde bir yerde bir anayasa olacaktı oğlum, gördün mü?” diye soruyor.

*TC ANAYASASI MADDE 80. – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün milleti temsil ederler.

**TC ANAYASASI MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

***TC ANAYASASI MADDE 67. – Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.