Home Page
22.07.2018
22.07.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Emir Kusturica
İzzeddin Çalışlar

14 Nisan 2008’de Belgrad’da Emir Kusturica’yla konuşurken şunları söylemişti:

- Müzik sinemaya en yakın alan. Her zaman müziği sinema gibi, sinemayı da müzik gibi yapmaya çalıştım. No Smoking Orchestra’yla birlikte sürekli turne yapıyoruz. Türkiye’de de çaldık biliyorsunuz. Venezuela’da Litvanya ve Rusya’da konserlerimiz var. Türkiye de dahil olmak üzere, içinde bulunduğumuz bölgenin müzikal mantalitesi ve gücünü harmanlıyoruz. Balkanlarda, dünyada başka kimsenin bilmediği inanılmaz bir enerji var. Bunu sinemadan sonar müzik aracılığıyla da aktarabilmiş olmaktan dolayı çok mutluyum.

- Saraybosna’da doğmasam aynı kişi olacağımı hiç sanmıyorum. Böyle bir bölgede doğmak, tarihin bütün zıtlaşmalarına tanık olmak demek. Yüzyıllar boyu bu topraklar Asya’yla Avrupa arasında gidip geldi. Çelişki doğasında var. Çelişkiler arasında yüzüyor…

- Bosna’ya kırgın olmam son derece kişisel bir konu. Bir daha oraya dönmemeye karar verdim ve dönmedim. Kişisel ilişkilerim sürüyor tabii. Gençlik arkadaşlarımla konuşuyor, görüşüyorum; ama o kadar. Ben ve ailem çok acı çektik. Evimiz yakıldı, dairemiz yağmalandı. Bu konudaki duruşum kimilerinin sandığı gibi politik değil, kişiseldir. Orada otonomi de bireysellik de yok.

Emir Kusturica - İzzeddin Çalışlar

- Savaş döneminde birkaç kez Türkiye’ye gittim. Teknemle de geldim; ama söylendiği iltica talebinde falan bulunmadım. O yıllarda Paris ve New York’da yaşamasaydım İstanbul’da yaşardım. Çünkü İstanbul’daki yaşama anlayışını seviyorum. Bireysel hareket etme imkanı bulmak güzel geliyor. Politik konulardaki tavrım her zaman kişisel oldu. Sadece inandığım insanları destekliyorum. Hiçbir siyasal örgüt ya da partinin üyesi değilim.

- Beni Sırp milliyetçiliğiyle suçluyorlar. 1993 yılında Sırbistan'ın aşırı milliyetçi lideri Vojislav Seselj'i düelloya davet ettiğim unutuluyor. Bunu yaptım çünkü içimden yapmak geldi. Sonra gördüm ki, dünya beş yıldır onu protesto etmeyi bekliyormuş. Bu hareketi başlatmış oldum. Dediğim gibi benimki yine bireysel bir hareketti, sonradan kitleselleşti. Siyasetçileri eleştirirken asıl derdim her tarafta bazı ilkelerin yerleşmesi oldu. Bush’u da çok düelloya davet etmek isterim. Tabancayla olmamasını da tercih ederim. Ne de olsa o bir kovboy… Fazla riskli!

- Bundan sonra sadece çocuklar ve doğayla olmak istiyorum. Benim için dünya bu. Gerisiyle ilgilenmiyorum çünkü artık bu dünyaya inanmıyorum.

- Kendini yarı Asyalı yarı Avrupalı hissetmenin yarattığı melankolinin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bu bakımdan bizimle çok ortak noktanız var. Yıllardan beri Türk kültürünü tanımaya çalışıyorum. Orhan Pamuk’un kitaplarını okuyorum. Bir gün bu kültürün bir parçası olacağımdan eminim.

Kusturica’nın bu sözleri teybime kayıtlı. Bu sözleri eden bir adamı ne zaman, hangi koşullar altında ve hangi soru üzerine, tam olarak nasıl söylediği belirsiz lafları yüzünden çok severek geldiğini bildiğim Antalya’dan, her fırsatta Mevlana’nın kapsayıcılığını dile getirip duran siyasetçiler aracılığıyla kovalanmasından keyif alanları anlamakta zorluk çekmemin sebebi bu. İronik bir yaklaşımla, bir gün Türk kültürünün bir parçası olacağını uman yönetmenin bu emeline ulaştığını söylemek mümkün. Türk kültürüne hoşgeldin Emir. Aynı senin dediğin gibi, bizim de çelişki doğamızda var. En sevdiğimiz spor da çelişkiler havuzunda yüzmek.

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.