Home Page
23.09.2018
23.09.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Yerli Dizi, Yersiz Uzun
İzzeddin Çalışlar

Yerli dizi senaristleri uzun süredir homurdanıyordu. Çalışma koşullarından kaynaklanan rahatsızlık sonunda mesleki bir dayanışmaya ve seslerini yükseltmelerine yol açtı.

Senaryo yazarları sonunda anayasal haklarını kullanarak dinlenme, kendini geliştirme, yaşama hakkının peşine düştüler. İş Kanunu’nun öngördüğü günlük çalışma süresinin kendileri için de uygulanmasını, AB ile uyumlu sınır ötesi yayıncılık anlaşmasına uyulmasını istiyorlar.

Sorun nereden kaynaklanıyor?
Senaristlerin “Yerli Dizi Yersiz Uzun” sloganından anlaşılacağı gibi, TV dizi bölümü sürelerinin yayıncılığın geliştiği ülkelere göre iki misli olmasından. Bir Türk senaristi Avrupalı ya da Amerikalı meslekdaşının yaptığı işin iki katını yapmak, bir başka deyişle zihinsel bir faaliyeti olması gerekenin yarısı kadar zamanda yapmak zorunda.

Peki neden? Neden yerli diziler yersiz uzun?
Çünkü yayıncı kuruluş rating sağlayıcı kitleyi ekranın önüne toplayınca olabildiğince çok reklam kuşağı boyunca orada tutmak istiyor.

Neden yayıncı kuruluş böyle yapıyor?
Çünkü RTÜK reklam kuşaklarının sayısını ve süresini, dolayısıyla da kanalın reklam gelirlerini sınırlıyor.

Yerli Dizi, Yersiz Uzun

RTÜK neden böyle yapıyor?
Çünkü geçmişte kanallar fazla rağbet gören yayınları reklama boğarak seyircinin şikayet etmesine neden olmuştu.

Sonuçta ne oluyor?
Her kanal en çok izlenen kuşaklarını reklam, özet ve tanıtımlarla birlikte 120 dakikayı aşan yerli dizilere ayırıyor. Yapım bütçelerinde ön finansman olmadığından dizi yazım ve yapım ekipleri her hafta 90 dakikalık bölüm yazıp çekmek, yayına yetiştirmek zorunda kalıyor. Herkes ekmek parası diyerek bu dünyada benzeri zor bulunacak uygulamanın içinde yer alıyor, deyim yerindeyse canı çıkarak çalışıyor.

Sonuç tabelada görünüyor: Birbiriyle rekabet halinde, giderek daha çok birbirine benzeyen, uzadıkça uzayan, uzun bakışlarla süre dolduran, ağır ritmli, mekanda, oyunculukta, sanat yönetiminde, dramatik yapıda bir arayış ya da denemeye girmeyen diziler üretiliyor. Bu dizilerin kimileri ihraç ürünü olarak başka ülkelere satılırken ise dünyadaki 45 dakikalık standartlara uygun olarak baştan kurgulanıyor. Yani sonuçta seyirci de dahil olmak üzere herkes birden kazık yiyor. İşin komiği ortada bir kazık atan da yok.

Kanallar ticari kurumlar ve maksimum kâr hedeflemeleri beklenir.
RTÜK resmi kurum ve kamu yararını gözetmesi beklenir.
SENDER senaristlerin meslek birliği ve meslekdaşlarını koruması beklenir.
Seyircinin ise onu salonundan alıp başka hayatların içine sokan, kendini unutturacak denli kapılacağı, üzerinde incelikle çalışılmış yapımlar talep etmesi beklenir.

Peki çözüm ne? Bu dört beklenti nasıl karşılanacak? Çözüm her zaman olduğu gibi dünya üzerinde duruyor. Türkiye’den 30 yıl önce TV yayıncılığına başlayan, bu sorunları da bundan 30 sene önce çözmüş olanları incelemeden yapılan düzenlemeler yakında sivil toplum tarafından tashih edilecek gibi görünüyor.

Senaristler çözüm önerisini bir dizi eylemle haykırmaya başladı: “Hükümetin AB uyum yasaları çerçevesinde imzalayıp üç yıldır yürürlüğe koymadığı kararı hatırlatıyoruz. Bu karara göre televizyon dizilerinin süresi, 12 dakikası reklam olmak üzere en fazla 60 dakikadır. Yani dizi süreleri en fazla 48 dakika olmalıdır.”

Kanallara az ve pahalı fiyatla daha çok kâr; seyirciye daha kaliteli dizi; senariste daha iyi yazabilme olanağı. Bu çıktılar için denemeye değer.

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.