Home Page
20.09.2018
21.09.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Çanakkale Gezi
İzzeddin Çalışlar - Çanakkale Gezi

18 Mart Yaklaşırken | Erken Baharda Gezi Önerisi

19 Aralık 1915 sabahı, erkenden kalkan kurmay subaylar, aylardır süren savaşın durmuş olmasından yararlanarak, Turşun’da 34. Alayı teftişe gitti. Üç gündür düşmanın gizlice kaçmakta olduğunu biliyorlardı. O gün öğleden sonra güneyden göstermelik bir saldırı oldu. İki saat içinde susturdular. Akşama doğru İmroz’da 67 nakliye gemisi ve 25 kadar bot görüldü. Acaba düşman yeni bir çıkarma girişiminde olabilir miydi? Gece yarısından sonra denizdeki hareketlilik iyice arttı. Düşman cephesine yollanan keşif kollarından gelen haber herkesi rahatlattı. Düşman çıkarma yapmıyor, aksine kaçıyordu. Keşif kolları hemen düşman siperlerine girdi. Her taraf boştu. Genel takip emri verildi. Kıtalar denize kadar ilerledi. Hiç bir temas yoktu. Mustafa Kemal’in Arıburnu ve Anafartalar’da kurduğu cephe karşısında aylardan beri ilerleyemeyen düşman sessizce çekip gitmişti. Kurmaylar öğleden sonra düşman siperlerine girdiler... Derin ve dardı...

I. Dünya Savaşı’nın Gelibolu cephesindeki bu sonuç, Alman-Avusturya-Osmanlı ittifakı için kuşkusuz büyük bir zaferdi. Batı medeniyetinin tüm güçleri birlikte yüklenmiş ve geldikleri gibi gitmişlerdi. Ne var ki, harp tarihi bu en kanlı safhalarından birini yazarken işgalci güçlere de bir başarı payesi biçti. Savaşın son aşamasındaki geri çekilme harekatının başarısı aradığını bulamayanlar için bir teselli ikramiyesi gibi kayıtlara geçti: Kayıp vermeden kaçmak!

Çanakkale’de deniz ve karada kazanılan zaferler, Balkan yenilgisiyle sarsılan Osmanlı’nın prestijini kurtarmanın yanında, Batılı güçlerin doğudaki tek müttefiki Rusya’ya ulaşmasını engellemiş, Çarlık yıkılmaya başlamıştı. Çanakkale’nin ardından ne ve kim için savaştığını dahi anlayamayan ANZAC’lar yaşadıkları deneyimle Avustralya ve Yeni Zelanda’da yeni bir ulus bilincinin oluşmasını sağlayacak, Mustafa Kemal ise İstanbul’da Halaskâr Gazi olanak karşılanacaktı.

İzzeddin Çalışlar - Çanakkale Gezi

Çanakkale savaşı sadece bir ulusun değil, dünyanın emperyalizme bağlı kaderini değiştiren bir savaş olarak tarihe geçerken, Gelibolu Milli Parkı da 1915’in anılarının hep canlı kalması misyonunu üstlendi.

Peki bu bölge sadece yakın tarihle ilgilenenler için mi çekici? Kuşkusuz değil. Gelibolu yarımadası Türkiye’nin en sıradışı yerlerinden biri. Gezecek, görecek, yapacak ve tadına varılacak o kadar çok değer bu kara parçasında biraraya geliyor ki, birkaç saatte gezilebileceği düşünülen yarımadada geçen günler genellikle yetersiz kalıyor.

Gelibolu’da görmek gereken yerlerin başında her biri yakın tarihin önemli olaylarına tanık olmuş olmanın yanında, birer doğa harikası da olan Hamzakoy, Anzak Koyu, Anafartalar, Arıburnu ve Saros körfezi geliyor. Yarımadaya adını veren Gelibolu beldesi de Avrupa'daki ilk Türk yerleşimi olma özelliğine sahip.

Eceabat yönünde Milli Park'a doğru ilerllerken Eceabat'a 6 km kala, Yalova sapağına ayrılan yol Bigalı köyüne varıyor. Önemli uğrak noktalarından Çamyayla Köşkü de bu köyde. Atatürk savaş sırasında bu evi karargâh olarak kullanmış. İki katlı yapının üst katı Atatürk'ün yatak odası, çalışma odası ve yaverlere ayrılmış. Girişte de yemek odası ve kiler bulunuyor. Yarımadadaki köylerde son yıllarda yapılan çalışmalarla yaratılan geleneksel dokunun korunması çalışmaları o kadar iyi sonuç vermiş durumda ki, Anadolu’nun birçok yerini geri kazanmak için model olarak kullanılabilir. Büyük ve Küçük Anafartalar köylerine giden orman yolu ve gizemli yalnızlığıyla Büyük Kemikli burnu, bölgeye has doğanın şaşırtıcı sürprizleri.

Yarımadanın milli park sınırları içinde kalan kısmı, muhtemelen dünyanın metrekareye en çok müze düşen bölgesi. Resmi ve özel sayısız müzenin ortak konusu ise savaş kalıntıları ve yerel kültür.

Son yıllarda geçirdiği restorasyonla görkemi ortaya çıkan diğer bir yapı da Kilitbahir
Kalesi. 1452’de Fatih tarafından yaptırılan kale ve çevresindeki tabyalar bugün yeni bir işlev kazanarak, kültür turizminin çekici unsurları haline gelmiş durumda. Karşı kıyıdaki Çanakkale’nin Çimenlik Kalesi’ni de unutmamak gerek. Gezdikçe tarihe karşı ilgisiz olanları bile meraklandıran geçmişin öyküleri, dünya standartlarında tasarlanmış bu müzede toplanıyor.

Bu geniş coğrafyada yaşanan facianın izlerini hemen her adımda bulmak mümkün. Üzerinden yüz yıla yakın zaman geçmiş olsa da, bugün bile toprağın yirmi santim altında binlerce mermi kovanı, araç gereç ve kalıntıya ulaşılabiliyor. Muharebelerin şiddetini anlamak için ise yoğun ateş altında birbirine çarparak kaynayıp tek parça haline gelmiş mermileri görmek yeterli.

Gelibolu Milli Parkı tarihten ve savaş izlerinden ibaret değil. Ufku kaplayan sonsuz ayçiçek tarlaları, denize kadar inen çamlıklar arasındaki gezi parkurları, mevsimine göre Ege’nin tatlı esintisi ve kumsallar… Torik lakerdası, sardalya kebabı ve hoşmerim tatlısının eksik olmadığı sofraları, açık görüşlü, zevkli ve nazik halkı ve tadına doyulmaz iklimini de kattığınızda Gelibolu ziyaretçilerine her mevsim mutlak tatmin sunan bir seyahat noktası. Hele ki baharın ilk günlerinde yeşilin fışkırdığı tarlalar arasında gezmenin verdiği huzur, 1915’te burada yaşanan acıları bile unutturacak cinsten…

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.