Home Page
23.07.2018
23.07.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Genç Pornocular Öfkeli
Image

Dönemin son dersiydi ve iletişim fakültesinin ikinci sınıf öğrencilerinden biri "Hocam ben 20 yaşındayım ve artık porno seyredemeyecek miyim" dedi. Ben de "Ben 20 yaşındayken internet yoktu ama bir yolunu bulup seyrediyorduk" dedim. Zaten son derslerin kaynama katsayısı yüksek olduğundan internet filtreleme konusu üzerine bir tartışma başladı. Erkek öğrencilerin hepsi neredeyse Genç Siviller kadar öfkeliyken, kız öğrencilerin hiç sesi soluğu çıkmadı. Zaten oldum olası pornografi bir erkek konusu olmuştur. Oysa bu hafta gazetelere "Porno Öfkesi" başlığıyla düşen haberde ise cinsiyet tarafları tam tersiydi. TBMM'nin erkek başkanı TÜSİAD'ın hanım başkanını pornoperverlikle suçladı. Hanım başkan da internet özgürlüğünün pornoyla özdeşleştirilmesinin korkutucu olduğunu söyledi. Aslında tartışmanın iki tarafının da pornodan korkuyor olmasının bizim 20 yaşındaki öğrencilere pek garip geldiğinden eminim.

Image

Bu konu 90'lı yılların ilk yarısında Amerikan medyasına hızlı bir giriş yapan 45 yaşındaki bir kadın tarafından da gündeme getirilmişti. Tüm dünya feministleri tarafından skandal olarak nitelendirilen yazılarıyla, çağdaş kadının toplumsal yaşamdaki yerini yeniden tanımlayan, kadim Mısır Kraliçesi Nefertiti ve rock kralı Mick Jagger hayranı; lezbiyen olduğunu ve canı çektikçe erkeklere sarktığını saklamayan Camille Paglia, Philadelphia Üniversitesi’nde sanat tarihi profesörü. Amerika’nın en saygın dergilerinde yayınlanan yırtıcı makalelerini Sex, Art and American Culture ve Vamps and Tramps adlı iki kitapta topladı ve batı dünyasında son onbeş yıla damgasını vuran bir kaç kadından biri.

Madonna'dan Clinton çiftine, Frankenstein'dan Lady Di'ye kadar çağdaş popüler mitlerin hemen hepsini bambaşka bir bakış açısıyla yorumlayan Paglia'nın düşüncesinin temelinde feminist yaklaşımların acımasız bir eleştirisi var. Her zaman politically correct olma alışkanlığındaki Amerikan toplumunun kendini tutuculuk yöntemiyle aldattığını savunan yazar, Madonna'yı örnek vererek, güzel bir vamp kadının her zaman süfli bir feministe göre kadınlık adına daha doğru yolda olduğunu söylüyor; ve özellikle fuhuşa, pornografiye, tacize kadar uzanan cinsel eylemlere arka çıkıyor. Savunduğu görüşler Amerikan toplumuna ters gelse de, bütün medya kanallarının Camille Paglia’nın sesini duyurmasında araç olmasında çok parlak bir entelektüel ve ikna gücü yüksek bir hatip olmasının payı büyük.

"Bugüne baktıkça, geleceğin kadınının daha özgür ve modern olabileceğine inanmıyorum. Kadın, giderek daha çok erkeksileşiyor. Kadın olmanın gerektirdiği koşulları bir bir ortadan kalkıyor. Amazonlardan gelen savaşçı mirası yokoldu. En önemli özellikleri olan anneliği bile hiçe sayıyorlar. Cinsler arasındaki vazgeçilmez savaşı terkettiler. Feminizm adına yaptıklarıyla aksi yöne, erkeklerin safına geçtiler. İşte, Hilary Clinton modeli... Elinde çantasıyla sanki bir iş adamı, steril kadın görüntüsüyle fahişelerin haklarını savunuyor. Sizce bir fahişe mi daha kadınsı, yoksa o mu? Tabii, bütün konvansiyonel feministler birer salak olduğundan fahişeyi ekeklerin satın alabildiği bir kurban olarak görüyorlar. Ben tersini savunuyorum. Fahişeler erkeklere kendi kurallarını kabul ettirebilen tek kitledir. Erkek bir kadının varlığını hissedebilmek için onlara para vermeyi kabullenir. Bu erkek iktidarının göstergesi sayılabilir mi? Kesinlikle hayır. Erkek aslında o kadar zayıftır ki, cinsellik mabedine girebilmek için yapmayacağı şey yoktur. Kuşkusuz fahişeler arasında ezilenler, sömürülenler ve görmezden gelinmeyecek acılar çekenler var. Ama onlar aslında bu işi yapmaması gerekenler. Gerçek fahişeleri gerçek vamp kadını sokakta göremezsiniz" diyen Paglia, tecavüzü de bu bakış açısından değerlendiriyor ve erkeğin gücünün değil, güçsüzlüğünün doruk noktası olarak görüyor.

Fahişeleri ve vamp kadını bu kadar savunuyor olmasının sonucunda akla gelen "kendisini vamp görüp görmediği" sorusunu ise bir röportajında şöyle yanıtlıyor: "Hayır. Vanity Fair dergisi benim vamp fotoğraflarımı yayınlamıştı. Göğüslerimi açtım, takma tırnaklar taktım, makyaj filan yapıp, body guard'larla pozlar verdim. Ortaya çıkan benim görüntüm değildi. Rol yaptığım belli oluyordu. Ben daha çok kadınların gerçek varlıklarını korumaya çalışan bir savaşçıyım. Feministler benden ne kadar nefret ederse etsin, kelimenin gerçek anlamıyla feminizmin benim savunduğum olduğuna inanıyorum. Onlar hem sivilcelerini sıkarlar hem de kendilerine tecavüz edilmesini beklerler."

Felsefeler nasıl düşünürlerin kafasından çıkar çıkmaz değil de üzerinden bir süre geçtikten sonra toplum tarafından algılanır ve yaşama geçerse, Paglia'nın vamplık teorisi de öyle oldu denebilir. Önce büyük tepki toplayan bu tanımlar Vogue dergisinin Nisan 99 sayısında "Bu yaz kadınlar feminizm yerine femalism'e (dişicilik) yönelecek" sloganına dönüşmüş, Paglia anarşizmi Vogue koketizmini zaptetmişti.

Camille Paglia'nın en çok gürültü kopartan görüşleri tecavüz konusunda oldu. Bu yüzden bir ara üniversitedeki öğretim üyeliğinden uzaklaştırılması bile gündeme geldi. Bu konudaki bütün yanlış anlaşılmalara son vermek için şöyle diyor: "Tabii ki, bir otoparkta aciz bir kadına saldıran bir serseriyi savunacak değilim. Ben Amerikan üniversitelerindeki isterik anlayışa karşıyım. Kızlar bir takım adamlarla çıkıyorlar, bir yere gidip içiyorlar, iş daha ileri gidiyor, sonra tutup "Bana tecavüz edildi" diye adalete başvuruyorlar. Bir erkekle içmeye gitmenin ve onunla Barbie bebekle oynar gibi oynamanın tehlikeli olması dünyanın doğasında vardır. Hayat masum ve saf değildir. Ne yazık ki özellikle Amerikan toplumunun beyaz, orta sınıfında masumiyet ve saflığın hakim olduğuna dair asılsız bir inanç var. Amerikan kültürünü Avrupa'dan ayıran temel özellik de bu hastalık. Avrupa toplumlarının tarihlerinde yaşadığı işgal, korku ve acıları Amerika hiç bir zaman yaşamadı".

Camille Paglia tecavüz ve şiddeti insanlığa çok yabancı kavramlar olarak görenlerin yanıldığını söylüyor ve yeni bir kadın hareketinin başlaması gerektiğini "Kadınlar, silah başına!" sözleriyle sloganlaştırıyor. "Eğer kadınlar eşitlik istiyorlarsa, özel bir korunma beklememeli. Vamps and Tramps'ın kapağında bu yüzden bir asker üniforması giyip, elime bir bıçak alıp poz verdim. Kadınlar kendilerini korumayı bilmeli. Bıçak kullanacakları zaman bunu bir zamanlar Lorena Bobbitt'in yaptığı gibi uyuyan kocasının penisini kesmekte değil, gerektiğinde erkeklerin kendileri saygılı olmalarını sağlamak için kullanmalılar."

Şimdiye kadarki feminist hareketlerin hep erkeklerin işine yaradığını ifade eden yazar günümüzün moda terimlerinden cinsel tacizin de yanlış kavrandığını düşünüyor. Bugün artık bir dansa kalkıldığında erkeğin elini kadının beline dolamasının bile cinsel taciz olarak değerlendirildiğini, bunun köhne tutuculuktan hiç bir farkı olmadığını söyleyen yeni feminizmin sözcüsü, "Ben öğrencilerime her zaman, kadının her an kadın olduğunun farkında olması gerektiğini, kadın gibi davranmasını ve bir şeyin reklamını yapıyorsa, onu satmaya da hazır olmasını söylüyorum" diyor.

Clinton skandalı konusunda çok açık ve net olarak "Ben her zaman libidosu yüksek bir başkanı tercih ederim. Üstelik olayların kadın kahramanları onun yanında çalışanlar olduğuna göre sorun bunun neresinde?" diyen Paglia’nın sert tartışmalar yaşanan televizyon röportajlarında pornografiyi güzel sanatların bir dalı olarak değerlendirdiğini de hatırlatalım ki, konu başlığa bağlansın. Paglia, bu konuda da çığlık çığlığa bağıran feministleri anlamadığını, pornografinin insanın ahlaki ve romantik değerlerden soyutlanmış halinin tasviri olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Porno, doğaya açılan bir kapı gibidir. İnsanın doğal enerjisini, hayvani yanını gösterir. Şiirsel ve duygusal yanı yoktur. Ama zaten bu yüce nitelikler insanın tamamı değildir ki. İnsanın doğasında her ikisi de vardır. Birine evet derken diğerine hayır diyemezsiniz." Alışılmış feminist görüşlerin aksine, pornografinin kadını kullanmadığını, kadını yücelttiğini, Playboy ya da Penthouse'a bakan bir erkeğin kafasında kadını koyabileceği en yüce makama oturttuğuna inanan Paglia, lezbiyen olmasının erkekleri daha iyi anlamasını sağladığını da itiraf ediyor. Kadını erkek gözüyle, erkeği de kadın gözüyle görebildiğini iddia eden bu ses, bir anlamda yaşamın yeni bir tanımını da yapmakta. Bu ses, önceleri antifeminist olarak değerlendirildi, şimdi ise feminizmin yeni ve eskisinden güçlü anlamı olarak yayılıyor. Bakarsınız, yakında Türkiye'den de yankılanır. İlk bakışta erkeklerin hoşuna gidecek şeyler söylüyor gibi geliyorsa da unutmamak gerekir ki, bu sesin yine de bir bıçağı var!

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.