Home Page
22.07.2018
22.07.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



Piyanonun Mihracesi
Oscar Peterson

Kanadalı caz piyanisti ve besteci Oscar Peterson, 23 Aralık günü, 82 yaşında, Toronto yaşamını yitirdi. Böbrek yetmezliği sonucu yitirdiğimiz sanatçıyı, Duke Ellington “Klavyenin Mihracesi” diye payelendirmişti.

Oscar Peterson’u 11 Temmuz 1986’da canlı konser ortamında görme ve dinleme bahtiyarlığına erişmiş biri olarak bu kaybın acı verdiğini söyleyebilirim. Şimdi Lütfü Kırdar Kongre Salonu olan yerin basket sahası olduğu zamanlarda (yani Spor Sergi Sarayı denilen günlerin İstanbul’unda) Peterson’u ilk kez dinlemiştim. O konserden sonra aklıma “mıh” gibi işlenip, bir daha çıkmayacaktı. Caz gibi türlerde ilk ısınma uzun bir dinleme serüvenini kapsar ve zaman alır. Bir konsere gidip, çıkışınızda o müzisyeni kavrayabilmeniz çok zordur ama Oscar Peterson neredeyse bütünüyle hafızama kazınmıştı. Konserden sonra da açıkcası hemen bir albümünü dinlemedim. Bunun için uzun yıllar geçti ve bir yerde duyduğumda onun ellerinin tuşlara bastığını anlayacaktım. Kulağıma bu hassaslığı veren piyanistin ne mene ayrıcalıklı olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyorum.

Oscar Peterson 15 Ağustos 1925’de Montreal’de doğdu. Babası tarafından 5 yaşında trompete ve piyanoya yönlendirildi. Bu konuda ilk derslerini de babası verecekti. Fakat 7 yaşında geçirdiği tüberküloz hastalığı onu trompetten uzaklaştıracaktı. 14 yaşında bir yetenek yarışmasını kazanarak radyolarda çalmaya başladı.

Image

Bugüne kadar 200’e yakın albüm yapan (Bir başka kaynakta 300’e yakın diye de yazıldığına rastladım.) Oscar Peterson, pek fazla örneği olmayan böylesi bir rekorun da sahibidir. Çok fazla plak yapmasının sebebi de prodüktörü Norman Granz’dı. Granz’la Peterson’un tanışmaları da ilginçti. Bir iş nedeniyle bulunduğu Montreal’den ülkesine dönmek için taksiyle havaalanına giden Granz, taksinin radyosunda çalan müziğe kulak kabartır. Neredeyse havaalanına varmışken taksiciye “Geri dön bu çalan piyanisti bulacağız” der ve radyoevine doğru direksiyon kırdırır. Norman Granz canlı radyo yayınının bitiminde 20’sine merdiven dayamış Oscar Peterson’u alarak hemen plak kaydı yaptırtacaktı. Peterson, "boogie-woogie"den "bepop" ve "stride" tarzlarına serbest geçişleriyle ün yapmıştı. Bu tekniğini de hayranı olduğu Art Tatum’dan almıştı. Oscar Peterson için Tatum’un yeri ayrıdır. Art Tatum’u ilk dinlediğinde öylesine bir hayranlık duymuş ki, tam 2 ay boyunca piyanoya elini bile sürememiş. Yıllar sonra Tatum’la tanıştıklarında da onunla birlikte çalmaya her zaman çekinmişti, Peterson.

Oscar Peterson zaman zaman eleştirmenler tarafından da üç konuda eleştiri alacaktı. İlk eleştiri çok fazla nota kullanmasıydı. Diğer piyanistlerin 10 notada çaldığını o 100 notada çalarak teknik beceri gösteriyordu. Eleştirilerden ikincisi ise stilini 50’lerden beri değiştirmemiş olmasıydı. Oysa ki stili değiştirmese de geliştirmediğini kimse söyleyemezdi. Tabi sonuncu olarak da herkese nasip olamayacak kadar çok albüm yapması eleştiri konusu olacaktı. Bütün bunlar için bir başka eleştirmen de; Böylesi usta bir müzisyenin eksiğini bulamayan eleştirmenler Oscar Peterson’un övgüye değer yanlarını tenkit diye sunuyorlar” diyecekti.

Kuru bir yazı Oscar Peterson’u anlamanıza imkan vermez ama onun bir albümünü bulup, dinlerseniz kazanacağınız yeni ufka ve keyfe kefalet verebilirim.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.