Home Page
23.09.2018
23.09.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Aptulika


Klasik Türk Müziği’nin Tarihi 10 CD’de Toplandı
Klasik Türk Müziği

İlginin Bilgi İle Yücelmesi

Hani vazgeçilmez ve tahammül şansını iyiden iyiye yitirmiş bir lafımız vardır; "Bizim çok köklü müziğimiz varken" diye başlar ve hedeflenen ne ise bir ok gibi oraya doğru yönlendirilir. Çoğu kez de, "ecnebi müzikleri niye dinlenir, kendi müziğimiz varken" diye hedefine "zınk" diye saplanır. Geçen ay bir devlet büyüyümüz de buna benzer bir şekilde "Bankalar Bach'a sponsör olacaklarına Itri'ya olsunlar" diye bir ok fırlatacaktı. O sıra gazetecilerden birinin de o büyüğümüze Itri'nin bir eserini sormasını çok isterdim. Gazetecinin alacağı cevap artık ne olurdu bilinmez ama bizi çok güldüreceğine eminim.

Böbürlenmenin yerine bilgilenmeyi koyamadığımız milliyetçiliğimiz bir türlü ulusal bilinç halini alamıyor. "Müziğimiz" diye kasılırız ama ilgimiz de, sevgimiz de kıttır... Zira meraksızızdır da. Herhangi bir müzik dükkanına gittiğinizde, 500 yılı aşan ( O da kayda alınan yoksa daha fazla) Türk Müziğinin numune sayılabilecek yorumunu bulabilmeniz imkânsızdır. Klasiklerden vazgeçtim, son 30 yıl bile arabesk kremasının arasında kaybolup gitmiştir.

 
EGOİST "On"
Egoist

1997 tarihli ilk albümleri “Artık Yeter” ile rock alanına farklı bir bakış sunabilen Egoist üçüncü albümüyle de bu özeliğini sürdürmeye devam ediyor.

“On” albümünde ilk Egoist çalışmalarındaki rock ve caz etkilerini göremesek de pop ve funk mayasında bir rock anlayışı bulabiliyoruz. Etnik ögelerin de kendini hissettirdiği albümde çok farklı tarzlar cesaretle bir araya getirilirken popüler tarzalara alışık dinleyicinin de ilgisini çekebilecek bir yapı ortaya konmuş. Farklı tarzaların senfonik bir mayada birleşmesi işi olumlu hale getiriyor. Böylece sıradanlak tehlikesi uzak tutulabilmiş diyebiliriz. Burada grubun klavyecisi Eser Taşkıran’ın mahareti ortaya çıkıyor. Ölümüne yakın Barış Manço ile de çalışan Eser, en basit ögeyi bile klasik müzik hassasiyetine ulaştırmış.

Egoist’in değişmez iki elemanı vokalist Meltem ve Eser Taşkıran kardeşler olurken yeni katılanlar olarak da Athena grubunun davulcusu Turgay Gülaydın'ı, Heavy Metal grubu Whisky’nin gitaristi Arif Deniztoker'i ve Fırat Cavaş'ı kadroda görüyoruz. Egoist, yeni eleman seçiminde de farklı tarz müzik anlayışında olmalarından çekinmemiş.

Ses oyunlarının ve gitar solosunun doruğa çıktığı “Sempatik Olamadım”,bir rock opera görkeminden bir anda etnik ögelere değişip ve tekrar rock yükselişine ulaşan “Ben Kimim”, nakarat bölümlerindeki gırtlak oyunlarıyla “Yazık Sana” gibi parçalar albümden ilk anda sıyrılanlar olarak görüyorum. Tabi bu seçimde öznel davrandığımı vurgulamalıyım. Zira Egoist tarzıyla yenilenmiş ve benim seçimimde de eski tarzın nüvelerini hissedebildiklerim öne çıkıyor. Fakat albüm için her şeyin ötesinde belirtmem gereken muhteşem düzenlemeler. Öyle ki ilerde bütünlüklü (konsept) bir senfonik rock albümü yapmalarının heyacanını bile duyuyorsunuz. Ancak bunun yaşanan bu darboğazda pek mümkün olamayacağını da bilip, üzülüyorum.

Grubun vokalisti Meltem Taşkıran’ın sesi hangi müzik tarzı olursa olsun olumlu sonuca ulaşabilecek bir yetiye sahip. Ancak ona en yakıştırabildiğim tarz olarak caz ve rock’ı görüyorum. Her ne kadar rock dinleyen biri olsam da onun sesini caz’a meyleden işlerde dinlemekten daha çok keyif bile alabiliyorum.

 
Glenn Gould - "The Best Of Glenn Gould’s Bach"
Glenn Gould -

Klasik Müzik bestecilerinin eserlerine yakınlık kurabildiğimizde ilk algı penceremizin açıldığını hissederiz. Hele ki bir eseri duyduğumuzda ,"Hah bu Mozart’ın eseri" diye tanımış olursak yepyeni pencereler açılır. Bu dinledikce gelişen bir durumdur. Tıpkı bilmediğimiz bir türküsünün gidişinden Aşık Veysel’in olduğunu anlamamız gibi bir kavrayıştır bu. Bunun ötesinde bazı kişilerin enstruman çalarken sundukları yorumlar da onları ayırmamızı sağlar. Kimi zaman da o sanatçıların yorumlarını, diğerlerine göre daha kendimize yakın bulur, severiz. Bu yorum ayrımını caz , pop, rock gibi günümüz müzik türlerinde yapabiliriz. Ama Klasik Müzik örneklerinde yorumu algılayabilmemiz daha bir zordur. Bunun en başta gelen nedeni Klasik Müzik’teki yorumun nota değerlerinin ölçüsüne sıkı bağlılığından kaynaklanır. Ancak Bach’ın eserlerine kulağı aşina olmaya başlamış biri için yorumunu fark edeceği kişi Kanadalı piyanist Glenn Gould’dur. Usta yorumcunun 1955 yılındaki Bach: Goldberg Variations performansı, Sony Classical tarafından “Zenph Süreci” adı verilen çok farklı bir teknikle yenilenerek tekrar kaydedildi ve günümüze kazandırıldı. Ülkemizde de bugünlerde CD olarak yayınlanan bu enfes yorumlar, kaydedildikleri zamanın teknolojisi nedeniyle, yeterince yansıtılamamış ve bazı sesler gizli kalmıştı. Glenn Gould, “Bach: The Goldberg Variations,1955 Performance”; yeni teknolojilerin yardımıyla surround sisteme ve yeni teknolojilere uyumlu hale getirildi. Bu yeni teknolojik katkıyla daha mükelliğe ulaşma arzusu biraz da yorumcu Glen Gould’un hassasiyetinden kaynaklanır. Gould hayattayken de Goldberg çeşitlemelerinin 1981’deki yorumunu beğenmeyip yedek olarak yapılan analog kayıtları kesip biçerek tekrar oluşturması da yaşanmıştı.

 
NUBLU ORCHESTRA “CONDUCTED BY BUTCH MORRIS”
NUBLU ORCHESTRA “CONDUCTED BY BUTCH MORRIS”

Norah Jones, Kudu, Wax Poetic ve Brazilian Girls gibi isimleri keşfeden modern zamanların önemli kulübü Nublu’nun son buluşu, Butch Morris yönetimindeki “The Nublu Orchestra” oldu. The Nublu Orchestra, New York’un yenilikçi profesyonel müzisyenlerini bir araya getiriyor. İkonlaşmış caz müzisyeni ve kusursuz bir orkestra yönetmeni olan Butch Morris, adeta sihirli bir orkestrayı yönetiyor. Tom Waits’in ekibinden Kenny Wollesen, Brazilian Girls’den Didi Gutman ve elbette saksafon virtüözü İlhan Erşahin gibi isimlerin bir araya geldiği The Nublu Orchestra albümünü, yenilikçi ve modern tınılara açık tüm caz severlerin beğenisine sunuyoruz.

 
“A Classic Case” The London Symphony Orchestra Play Tne Music Of Jethro Tull
Image

Eski albümlerin tekrar basımları piyasada arzı endam ederken arsivlerimizdeki eksikleri de tamamlama fırsatı edinebiliyoruz. İşte bunlardan biri de 1985’de kaydedilen “A Classic Case” albümü. Jethro Tull grubunun 1980’ e kadar olan çalışmalarından seçilen eserler Londra Senfoni Orkestrası tarafından klasik müzik tadında yorumlanmıştı. Sonraları sıkça görülen bu modanın ilk ve nezih denilebilecek örneklerinden biri olan “A Classic Case” Jethro Tull’ın arasıra elemanı olarak da görünen David Palmer’ın tasarısı olarak gerçekleşmişti. Senfonik orkestrayı da yöneten Palmer, örnek olacak düzenlemeleriyle de dikkat çekmişti. Ayrıca bu tarihi yorumda Jethro Tull’ın beyni Ian Anderson’un da flütüyle konuk olduğunu belirtelim.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 5 of 6

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.