Home Page
23.07.2018
23.07.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Zik Zak


Reklamın Temel Harcında Türk Şairleri Var

Reklam yazarlığı edebi bir tür değil. Hatta bir edebiyat eleştirmeni için bu ikisini bir cümlede kullanmak bile sinir bozucu olabilir. Ama Türkiye’nin kısa geçmişe sahip reklamcılık tarihine bakarsak, özellikle 1975 - 95 yılları arasında edebiyatçıların yoğun olarak sektöre sahip çıktığı söylenebilir. Bunun nedeni üzerine henüz bir araştırma yapılmış değilse de yazı erbabının ekmek parasıyla ilgisi olduğu kuşku götürmez. Reklamın televizyona çıkmaya başladığı dönemin reklam yazarlarının çoğunun edebiyatçı, özellikle de şair olması, sözcüklerle düşünebilen insan kaynaklarının eseri olsa gerek. Ferit Edgü, Hulki Aktunç, Mehmet Günsür, Salih Ecer, Onat Kutlar, Ersin Salman, Güven Turan, İzzet Yasar, Enis Batur, Seyhan Erözçelik, Erol Çankaya, Aziz Çalışlar ilk akla gelenler. Kimisi bir süre, kimisi yıllar boyu reklam yazarlığı yaptı.

Image

Reklam yazarlarının çoğunun şair olması Türk yazarlarının iletişim ve pazarlama üzerine özel bir yetenekleri olduğu anlamına gelmiyor kuşkusuz. İlle de bir sebep uyduracaksak herhalde en akla yatkın olanı, her biri yazı üstadı olan bu zengin kadronun ihtilal sonrası Türkiye’sinde ancak reklam yoluyla geçimlerini sağlayabilmeleri olur. 90’lı yıllarda ‘Eski solcuları ne yaparlar?’ sorusunun karşılığı olarak ‘Kırpıp kırpıp reklamcı yaparlar’ diye bir espri bile doğmuştu.

Zaman zaman eski reklam filmlerini tekrar seyredip, o günleri hatırlama imkanı doğuyor. 80-90 yılları arasındaki adeta cepten çıkıvermiş gibi duran soyutlama yönteminin yaratıcıları da yukarıdaki saygın kalemler olsa gerek. ‘Saygın’ sıfatını da bütün samimiyetimle kullanıyorum çünkü onların zamanında basın ilanlarında bugünkü gibi imla hatalarına rastlanmadığını da çok iyi hatırlıyorum. Türkçe’de reklam dilinin oluşması, iletişim fakültelerinin araştırma görevlileri için çok ilginç bir çalışma alanı olsa gerek. Edebiyattan reklamcılığa geçenlerin bunca çok olduğu bir sektörün duayenleri arasındaki rekabeti bugünün gözüyle değerlendirmek ilginç sonuçlar çıkartacaktır.

Bugün o dönemde var olmayan bir şey var. Artık ileri gelen ajanslarda reklam yazarları edebiyattan devşirme değil. Çok sık olmasa da tersine bir ilişki yaşanıyor. Yazmaya reklamla başlamış genç kuşak şiir, roman, senaryo yazarlığına göz kırpıyor. Aralarından Tuna Kirmetçi gibi bir yıldız bile çıktı. Yayıncıların yapamadığını reklam dünyası yaptı ve çok satan bir genç romancıyı piyasaya armağan etti. Edebiyat yapabilmek için reklamdan para kazananların yerini reklamdan para kazanıp edebiyattan şan kazananlar almakta. Sonuçta her iki ilişki de reklam yazarlığına saygınlık kazandırdığı için sorun yok. Tek sorun edebiyatın reklamının yapılamıyor olmasında... Acaba bu konuya reklamcılar mı yoksa edebiyatçılar mı eğilmeli?

 
DİĞER YAZILAR

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.