Home Page
21.11.2018
21.11.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



Metallica Konserinin Ardından
Metallica Konserinin Ardından

Bu yazın merakla beklenen konseri Metallica’ya aitti. Ülkemize gelen çok önemli gruplar da vardı ama Metallica daha geniş ve farklı müzik zevklerine ait insanlar tarafından da ilgi görmekteydi. Bu bekleyiş 27 Temmuz 2008, Pazar günü nihayete erecekti. Grubun ülkemize ilk geliş tarihi olan 1993’de stad önündeki birikme bir gün öncesinden başlamış ve gecede sabahlanmıştı. Bu o dönemin konser açlığından da (hele ki yeni yapılan stadyum konserlerinden bir olması da göz önüne alınmalı) makul bir coşkuydu. Üçüncü Metallica konserinde de aynı geleneğin sürmesi ilginçti. Ancak o ilk konserin sabahlayanları artık çoluk çocuğa karışmıştı ve konsere yakın saatlerde stada gelecekti.

Ülkemize ilk kez 1993 yılında gelip, İstanbul İnönü Stadyumu’nda konser veren Metallica, 6 yıl sonra da ikinci kez gelip bizlerle buluşmuştu. O günden bugüne 9 yıl geçti ve gene Ali Sami Yen Stadı’nda grubun ülkemizde verdiği üçüncü konserle yüzyüze geldik. 46 binin üzerinde bir dinleyici kitlesinin oluşturduğu konsere ilk olarak Pentagram çıktı. Ülkemizin en önemli heavy metal grubu daha günes batmamışken sahneye çıkmasına rağmen ortalığı inletmeyi başardı. Böylesi kalabalık bir kitle önünde çıkmayı ziyadesiyle hak eden grubun sahne performansı da başarılıydı. Öyle ki onlardan sonraki açılış grubu olan Down aynı çoşkuyu yakalayamadı. Metallica’nın turnesinde devamlı ön grup olarak yer alan Down, geçmişin heavy efsanesi Pantera’nın eski vokali Phil Anselmo’nın yer aldığı bir gruptu. Anselmo’nun grup fanlarınca yiten karizması onlara olan ilgiyi azaltmıştı.

Saatler saatleri kovalamış ve hava kararmaya başlamıştı. Yani Metallica’nın sahneye çıkışı yaklaşmıştı. Böylesi konserlerde grubun çıkışı verilen saatten bir iki dakika gecikti mi tezahuratlar başlardı. Bu seferde o oldu ama tribünlerdeki izleyicinin yaptığı Meksika dalgası hareketi futolda gördüğümüzden daha muhteşemdi diyebilirim. Dalga bir yandan başlıyor ve stadın öteki yakasına kadar uzuyordu. Saat 21.45 olduğunda ışıklar sönünce, beklenen anın geldiğini herkes anlamıştı ve kolonlardan Metallica konserlerinde alıştığımız şekilde “İyi, Kötü, Çirkin” filminin müziği yükselecekti. Böylece sahneye çıkan Metallica, “Creeping Death” adlı parçasıyla açılışı yaptı.

Konserde yer alan parçalar grubun ilk albümlerinden olması ilgi çekiciydi. Öyle ki 94 sonrası Bob Rock prodüktörlüğü dönemindeki albümlerinden bir tanesine bile yer vermediler. Bu bir anlamda eski kuşak dinleyiciyi (ve tabi beni) mutlu ediciydi. Bütün bunlara rağmen grubun 94’den bu yana geçen 14 yıllık süreçte bazı şeyleri yitirdiğini görecektim. Bu yargı grubun yaşlanmasıyla alakalı değildi, tam tersine 40’larının ortalarına gelmelerine karşın eskisini aratmayacak bir enerji gösterebiliyorlardı. O yıllardan bugüne gelen fark grubun üzerine binen mega grup olma özelliğiydi. Bunun da en büyük yansıması olarak James Hetfield’in öne çıkarılmasıydı. Bu da grubun eski günlerine ulaşma isteğine sekte vuruyordu. Konserin en çok ismi anılması gereken iki elemanı bence davulcu Lars Ulrich ve gitarist Kirk Hammett’dı. Ancak onların yüksek performansı her daim kesilerek artılar James Hetfield’ a yığdırılmaya çalışılıyordu. Bu “asıl çocuk” havası ise konserin yükselecek müzikalitesini eksikleştiriyordu. Özellikle Kirk’ün ilk konserden bu yana bir hayli gelişen ve zevklenen gitarcılığı nefis sololara adım atacakken kısa kesiliyordu. “Esas Çocuk” yani sinama starı misali öne çıkartılan Hetfield, ruhunu bir hayli kaybetmiş bir vokal tarzında , bitirelim de gidelim havasındaydı. Bu yargılarımı duyanların benimle aynı kanıyı paylaşmayacaklarını biliyorum. Çünkü bütün bunlara rağmen konser başarısız değil, bir coşku abidesiydi. Benim burada vurgulamak istediğim; grubun o ilk anına dönmeyi amaçlayan ve ilk albümlerindeki parçalara ağırlık veren grubun o günkü samimiyeti de yakalamasının gerekliliğiydi. Bunu tüm Metallica elemanlarının bütünlüğünde görmek varken sadece sahnenin önünde yer alan vokalist ile yeni basçı Robert Truijillo’ye esas adamlar muamelesi yapan popüler imaj makerlığa feda ediliyor olması bana kaygı verici geldi. Grubun senfonik orkestra ile yaptığı albümde Hetfield’ın bir hayli rahatsızlık veren kovboyvari “yeah yeah” tavırları üzerinden atamadığı bir “kitch”e dönüşmeye başlamış. Geçen sürede bir hayli travmatik dönemler yaşayan grup elemanlarının içinde bu konserin bir toparlanma havasını taşıdığını söyleyebilirm. Bu beni fazlasıyla sevindiren bir gelişme oldu ama Metallica’nın asıl gücü 4 elemanın bütünlüğüdür. En azından rock gruplarının pop gruplarından ayrılan yanı budur. Bu nedenle sırf zıplıyor, hopluyor diye yeni basçı Trijillo’yu öne çıkarmak en başta eski basçı Jason Newsted’a haksızlık olsa gerek.

Metallica’nın iki ay sonra çıkacak yeni albümü öncesi verilen bu konser eski günlere dönme isteğinin en büyük simgesi gibiydi. Dilerim bunu başarırlar ama geçen albüm “St Anger” da olduğu gibi eski günlere dönme isteği sadece gürültülü çalmaya feda edilmez. Çünkü Metallica’yı vareden ve yıllara mega grup ikonu olarak taşıyan 4 kişiden oluşan eşit dağılımlı samimiyetti.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.