Home Page
20.09.2018
20.09.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !



Sanat Nedir?

Ceylan MutluSANAT insanlık tarihinin her döneminde var olan, insanın yaratma ve doğayı taklit etme güdüsüyle gerçekleştirdiği bir olgudur.

GÜZEL SANATLAR kavramı içinde sanatı şöyle tanımlayabiliriz; "İnsanların, doğa karşısındaki duygu ve düşüncelerini çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritim gibi unsurlarla güzel ve etkili bir biçimde ve kişisel bir tarzla ifade etme çabasından doğan ruhsal bir faaliyettir."

İnsanın estetik duygularının dışa yansımasıdır da diyebiliriz belki.Uygarlık tarihi boyunca sanat, insanın geçirdiği evrimi kayda geçirmiş ve nesillerden, nesillere aktararak farklı oluşumlara yol açmıştır. Sanat, her toplumda kendi inanç sistemine ve yaşam tarzına göre farklılıklar gösterir.

artNeXTMarks’a göre yaratıcı eylem (sanat), doğa-insan etkileşimi içinde toplumun sosyolojik karakterini de yansıtır. B.Croce ise, ‘Sanat sezginin ve anlatımın birliğidir’ demiştir. Doğanın güzelliği ancak anlatım biçimiyle daha güzel olur. Hegel’in dediği gibi, ‘ Sanattaki güzelliği doğadaki güzellikten üstün kılan onun sunuluş biçimidir’. Kant'a göre; ‘Sanatın kendi dışında, hiçbir amacı yoktur. Onun tek amacı kendisidir. Güzel Sanatı ancak deha yaratabilir.’ Tolstoy, "İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu, kendinde canlandırdıktan sonra, aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştı" der. İnsan, nasıl duymaya, düşünmeye başladığı andan itibaren gerçekten hayatı yaşamaya başlamışsa, insanlık da duygularını ve düşüncelerini sesler, çizgiler ve renklerle canlı ve cansız simgeler halinde şekillendirmeye başladığı andan itibaren, gerçekten tarih sahnesine çıkmıştır. Sanat, din ve felsefe gibi, insanı günlük hayatın dar kalıplarının dışına çıkarır. Sanatta güzeli, bilimde doğruyu arayan insan aslında kendini aramaktadır.

‘‘Sanat insana bir enerji, bir yakıt verir.bir insanın kendi hayat hissinin objektifleştirilmiş gerçeğini görebilip,üzerinde düşünmesi zevkini verir;o insanı,bir süre için ideal dünyasında yaşatarak,o dünyada bulunmanın zevkini tattırır.birey de sanatın yaşattığı bu deneyin anlamını,kendi hayatına tercüme etme veya bu esine ihanet etme tercihini yapar.Fakat sonuç ne olursa olsun;sanat eseri,dokunulmaz bir mevcudiyet kazanmıştır:kendi kendine yeterli tam bir varlıktır;erişilmiş,gerçekleştirilmiş,sabit bir realite olgusudur;adeta karanlık bir yol kavşağını aydınlatmak üzere dikilmiş ve "bu mümkündür" diye ses veren bir işaret feneridir.’’(Turkish Media Com. Forumları Rumuz : tkbşn) Sanatı " insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araç " olarak kabul edebiliriz. Bugün Türkçe' de iyi yapılan her iş için sanat kelimesinden yararlanıp; "askerlik sanatı", "güzel konuşma sanatı" gibi kalıpları tekrarlar dururuz. O halde, yapılan bir iş veya hareketin, güzel, gelişmiş ve etkileyici bir biçimde görünmesi, onu bir sanat olarak tanımlamamıza sebep olmaktadır. Bu, şu demektir; insan yaptığı işi yüceltebildikçe ve onu kendi ışığıyla parlattıkça, sanat olgusuna biraz yaklaşabilmiş sayılır. Yani sanatın ayırıcı özelliklerinden biri, onun günlük, basit ve sıradan şeylerin üstünde olmasıdır.

Analoji Com üyelerinin internette yayınlanan sanatla ilgili bazı yorumları: ‘Sanat insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir’ – ‘Sanat felsefi bir uyanıştır.’ – ‘sanat öğretmez düşüncenin sonucunun nasıl olacağını teşhir eder’ gibi anlamlı yorumlarını gözden geçirmenizi öneririm.

Halk arasında ‘‘sanat" kelimesi; "insanların ihtiyaçlarından birisinin karşılanması konusunda öğretilen ve yapılan iş" anlamında kullanıldığı gibi, "ustalık, hüner, marifet" anlamında; "Bu işte sanat vardır; kolay değil o da bir sanattır." şeklinde de kullanılmaktadır.

Sanat, nesnel ve öznel yaklaşımlara göre de farklı açıklanır. Nesnel yaklaşımda sanat, toplumsal etkilerle, öznel yaklaşımda ise salt bir bireysellikle yaratılır.

Bilimsel araştırmalara bağlı olarak gelişen endüstrileşmenin yarattığı, teknik ve politik gelişmeler, insanı bir yönden özgürleştirirken diğer yandan kısıtlamıştır. Özellikle 1945 sonrası kapitalizmin yarattığı hareketler, sanata bakış açısını da değiştirmiştir. Sanatçı kişiliği genellikle çağının içinde duyumları ve zekası ile farklı algılandığı için anlaşılması zaman, zaman zor olmuştur.

Günümüzde ise sanatın yönü, ‘‘çağının önünde giden rehber olma niteliği’’ yerine, teknolojinin ağı içinde çırpınan, beğenilme, reklam veya medyatik olabilme; sanatını satabilme adına, toplumun ortalama bilinç düzeyine hitap edebilme kaygısına sürüklenmektedir.

Bir toplumun sosyal ve ekonomik gelişiminin alt basamaklarını kültür ve sanat oluşturur. Gerçek sanatı anlamak için, araştırmak, öğrenmek, düşünmek ve biraz daha farklı bakmak gerekir.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.