Home Page
19.11.2018
20.11.2018
ORGANİZASYONLAR
WORKSHOPLAR
SÖZEL & GÖRSEL DESTEK
TASARIM / PROJE
Üyelik
facebook sayfamıza katılın !

Aptulika


Leonard Cohen
Leonard Cohen

“Leonard Cohen / The Collection”

74 yıllık bir ömür, 40 yılı aşan bir müzikal kariyer 5 albümden oluşan bir kutu set (box set) ile karşımızda. “Leonard Cohen / The Collection” adıyla çıkan kutu set, çok özel bir hediye almışsınız gibisinden bir etki yapan kırmızı kutu tasarımı ve albüm seçimleriyle övgüye değer arşivlik bir çalışmayı ortaya koymuş.

Bu kadar monoton ve bezgin bir sesin nasıl olup da insanı mest edebildiğine hayret etmişimdir. Zamanla onun edebiyatçı kişiliğini ve şarkı sözlerinin (onlara şiir demek daha doğru olsa gerek) Türkçe meallerini öğrenince bu çekiciliğin ipuçlarına da erişecektim. Sonbahar’ın yağmur ertesi görüntüsünde bir garda ya da sokakta yaşanan melankolik atmosferi ziyadesiyle hissetiren bir müzik ortaya koyan bu kişiyi üç gömlekle değerlendirebiliriz. Her ne kadar müzik birinci planda gibi gözükse de bunlardan asla koparılmayacak kadar önemli olan şair ve yazar yanı da vardır. Öyle ki 34 yaşında ilk albümünü yapan Cohen’in daha önceden 3 şiir, 2 de romanı kitap halinde çıkmıştı.

“ Leonard Cohen / The Collection” adıyla çıkan kutu set sanatçının 60’lı yıllardan bu yana dek gelen albümleri arasından 5 tanesini bizlere sunuyor. 1968 tarihli “Song Of Leonard Cohen” albümü ile sanatçının 60’lı yıllardaki ilk dönem çalışmalarını bulabiliyoruz. Onu takiben gelen 1984 yılı albümü “Various Positions” ve 1988 ”I’m Your Man” yılların içinden gelen müzikal yolculuğa adım atmamızı sağlıyor. 1992 yılı albümü “The Future” ise yeni bir yüzyıla adım atan dünyanın ezgileri gibi karşımıza çıkarken 2001’deki “The New Songs”da ise Sharon Robinson’la oluşturduğu şarkıları bulabiliyoruz. Bu sette yer alan 5 albüm hem müzikal nitelik hem de sanatçının evrelerini görebilmemiz açısından da çok güzel kotarılmış.

 
Ehl-i Keyf
Ehl-i Keyf

“Yeraltından Notalar”

İlk albümüyle gördüğümüz Ehl-i Keyf, rock adına iyi bir ses vermeyi kendine misyon edinmiş bir topluluk. 2003 yılının sonunda bir araya gelen grup elemanları ilk olarak sevdikleri Hard Rock, Blues ve Rock’n Roll gruplarının şarkılarını çalarak işe başlamışlar. Böylesi bir başlangıç onların bugünkü diri ve birikimli duruşuna vesile olmuş diyebilirim. Rock ve blues standartlarını festivaller, bar programları ve şenliklerde seslendiren grup, 2006’da kendi bestelerini seslendirmeye karar vermiş.

Bu kararın ardından demo kayıtları ve internet üzerinden paylaşımlarla güç bularak, albüm oluşturma fikrine varmışlar. Geçtiğimiz yılın yaz aylarında başlayan çalışmalar 2008’in Mart ayında tamamlanmış ve böylece ortaya “Yeraltından Notalar” albümü çıkmış. Kayıtları Ergin Özler’in Deneyevi stüdyosunda yapılan albümün Mix ve Mastering işlemleri ise Kiss, The Killers, Midnight Oil gruplarla çalışmış olan Matthew Voigt tarafından yapılmış.

Ali Fuat Başman (Gitar), Efşan Altıncaba (Bas Gitar),Arda Uyar (Davul), Akif Burak Atlar (Gitar & Geri Vokal), Gürkan Akgün (Gitar & Vokal) oluşan Ehl-i Keyif, müzik tarzı olarak rock’n roll temelli bir rock anlayışı sergiliyor. 80’lerin sonunda devleşen Kramp, Dr. Skull, Mavi Sakal gibi grupların tavrını, bakışını bulabileceğimiz Ehl-i Keyf ilk çalışması olmasına rağmen yılların grubuymuşçasına sound ortaya koyabilme vasfını gösteriyor.

“Yeraltından Notalar” albümünü müzik magazalarında bulabilmeniz imkansız. Albümü elde edip dinlemek için ne yapacağız diyenlere grubun internet sitesine girmelerini tavsiye ederiz. Grubun internet sitesi ise şöyle: http://www.ehlikeyf.biz. Bu siteye girdikten sonra albümü istiyorsunuz ve kargo ile size ulaştırılıyor. Yani kargo ücreti dışında bir para ödemiyorsunuz. Ben onu da veremem diyorsanız siteden indirebiliyorsunuz. Yani bedeli çok yüksek olan bir albümü beleşe ediniyorsunuz.

 
Sarah Brightman
Sarah Brightman

“Symphony”

2003 yılında yaptığı “Harem” isimli albümde Iraklı müzisyen Kazem al-Sahir’ le birlikte çalışan Brightman, şimdi de “Symphony” ile karşımıza çıkıyor.

Dünya çapında 26 milyon kopya CD ve 2 milyon kopya DVD satışı ile tüm zamanların en çok satan sopranosu olarak kabul edilen Brgihtman’ın kariyerini en çok etkileyen isim olarak ünlü İngiliz besteci Andrew Lloyd Webber’i anmamız gerekir. Weber’le süren sekiz yıllık evliliği Brightman’ın çıkışını kuvvetlendirdi. Weber yazdığı tüm operalarda başkarakter olarak hep Brightman’ı düşünmesi de bu konuda önemliydi denilebilir.

Weber’den ayrıldıktan sonra da Frank Peterson’la karşılaşması ün ve popülerlik açısından Brightman’a yeni olanaklar açtı diyebiliriz. Weber ki büyük müzikallere imza atma becerisi olan biriyse, Peterson da bir zamanların new age modası içinde çıkan ve ortalığı kasıp, kavuran Enigma’nın mucidiydi. Hani eskilerin “bir kapı kapanırsa, bir kapı açılır” sözüne benzer (ya da “dört ayak üzerine düşme” daha mı doğru olur) bir durum yaşanacaktı.

“Harem” albümünde Doğu etkisinden yararlanan Sarah Brightman, şimdi de yükselen gotik tarzını deniyor. Albüm 1 dakikalık "Gothica" intirosuyla açılıyor. Gök gürültüleri vesaire efektleriyle karanlık bir atmosferle başlıyor. Akabinde gelen "Fleurs du Mal" adlı parçayla kendinizi gotik metal albümünde sanıyorsunuz. Distorsiyonlu gitarlar ve çığlıkla ne oluyor derken vokalle doğru albümde olduğunuzu anlıyorsunuz.

Albümde dikkat çeken en önemli özellik farklı dillerde şarkılar da yer alıyor olması. Andrea Bocelli ile düet yaptığı İtalyanca "Canto della Terre" bunlardan biri. Albümde ilk kez “Schwere Traume" adını taşıyan Almanca bir şarkı da seslendirilmiş. İngilizce dışındaki bir başka örnek de Alessandro Saffina ile birlikte seslendirdiği İtalyanca "Serai Qui". Brightman'ın efsane metal grubu KISS'in vokalisti Paul Stanley'le birlikte seslendirdiği Sissel cover'ı "I Will Be With You - Where the Lost Ones Go". Bir hayli duygusal olan şarkı Pokemon serisinin 10. filmi "The Rise of Darkrai"nin de tema şarkısı olarak kullanıldı. Her ne kadar albümde Paul Stanley yer alsa da filmde Sarah Brightman'a Chris Thompson eşlik etmişti.

 
Radiohead
Radiohead

“Radiohead: The Best Of”

Çıktığında “günümüzün Pink Floyd’u” bile denilen İngiliz alternative rock grubu Radiohead, bir best of albümle karşımıszda. Grup, 12 yıl içinde oluşturduğu albümlerinden şeçtigi parçaları 2 CD’de toplamış.

 
CYRIUS
CYRIUS

“La Banda”

Müzik endüstrisi tıkandıkça çıkış yolunu geleneksel, etnik müziklerde arıyor. İşte bu da onlardan biri.

Yazının girişini böyle yaptığım için albümün niteliği düşük zannedilmesin. Tam tersine oldukça nitelikli ve samimi bir çalışma bile diyebiliriz. Ancak Cyrius Martinez’in kökenine ve bugününe baktığımızda hemen kıtalararası bir dünya turuna başlıyoruz. İspanyol bir ailenin çocuğu olan Cyrius, 1959’da Cezayir’de doğmuş, Paris’te yaşıyor ve Küba müziği yapıyor.

Bu sanatçının ilk albümü olsa da kayıtları 96 ile 97 arasında yapılmış bir çalışma. Kayıtları Küba’nın Santiago kentinde yapılan albümün şimdi yayınlanıyor olması da ilginç olsa gerek.

Daha önce birçok sanatçıyla birlikte çalışmasına ve birçok düet yapmasına rağmen LA BANDA, sanatçının ilk solo albümü olma özelliğini taşıyor.

Albümde yeni bestelerin yanı sıra, Küba ezgilerinin bilinen şarkılarının coverları da yer alıyor.

Cyrius bu albümde Küba’nın en ünlü ve değerli müzisyenleriyle çalışmış. Buena Vista Social Club’ dan tanıdığımız Cuarteto Patria ve Eliades Ochoa ve Küba’nın en eski gruplarından biri olan La Familia Valera Miranda ’dan Enrique Valera Miranda, ilk göze çarpan isimler.

Son hali Paris’te verilen bu albümde artistik direktör olarak Khaled’in prodüktörü olarak tanıdığımız Philippe Eidel yer alırken; Kübalı olmayan başka müzisyenlerle de çalışıldı. Örneğin Flamenko gitaristi El Nino Josele ve Fransız flütist Guy Bertrand bunlardan birkaçı…

Küba’ya ve müziğine artan ilgi içinde önem kazanan bu albüm ilgilenenler için kaçırılmayacak bir lezzette.

 

NEXUSartLine'da yayınlanan yazı, fotoğraf, karikatür, ilüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır.
İzinsiz alıntı yapılamaz.